HİPERAKTİVİTEYE HAYIR!..2

2. ADIMOKUL SISTEMINDE KENDİNİZİ GELİŞTİRİN. 

Bir odaya alınıyorsunuz ve sizden bir sırada oturmanız isteniyor. Önünüzdeki sıra sizde hapishanedeymiş gibi bir his yaratıyor. Yemek yemeniz, içmeniz, konuşmanız, tuvalete gitmeniz yasak ve bu kurallara uymazsanız, size bu davranışlarınızı kontrol etmek için psikiyatrik ilaçlar öneriliyor. Ne dersiniz? Burası bir hapishane mi? Hayır! Sadece Amerikan okullarından birisi.    

Elbette okulun kurallarına itaat edilmesi, öğrencilerin de bu kurallara uymaları gerekmektedir. Okuldaki öğretmenlerin de, öğretilen bilgilerin de ilgiyi yüksek tutacak özelliklere sahip olması gerekir ki bu kadar şeye katlanılsın. Ben bile yetişkin bir insan olduğum halde, kendi ofisimde bu şartlarda sandalyemde bütün gün oturamazdım. Bu tür şeyleri 5–6 yaşındaki çocuklardan bekliyoruz. Çocuk dediğin hareketli olur, az hareketli değil ama çok hareketli. Onlar böyle öğrenerek büyürler. Ama biz ne yapıyoruz, onları nefes alamayacakları bir yere tıkıyoruz. Bunun sonucunda da yerinde duramayan, kıpır kıpır sıkılma eylemleri gösteren çocuklara ilaçlar veriyoruz.    

İnanıyorum ki artık bugünün öğretmenleri, fazla çalışıp, az maaş alıyorlar. Veya kesintilerden dolayı kalabalık sınıflara bir öğretmen düşüyor. Beklentiler de bu yüzden iyi sonuçlar vermiyor. Okul sisteminde, çocukların bazen onlara saçma gelen kurallara uyması bekleniyor. Öyle katı kurallar konulmuş ki, adeta çocukları o kuralları yıkmak için zorluyorlar.    

Texsas’daki çoğu okulda beden eğitimi derslerini kaldırmaya çalışıyorlar. İhtiyaçları olan enerjilerini boşaltmak için kullanılan zamanı da kısaltmaya çalışıyorlar böylece. Veya bütün gün sınıfta konuşmaları, hareket etmeleri yasak olduğu halde yemek saatlerinde bile onlardan sessiz ve hareketsiz olmalarını istiyorlar. Okuldan otobüsle eve gidenler için de, yine otobüs içinde sessiz olmaları bekleniyor. Eve gelince biz de onlardan sessiz ve hareketsiz olmalarını bekliyoruz.  Bizim çocuklarımız ne zaman sosyal olmasını öğrenecekler? Harcama ihtiyacı içinde oldukları enerjilerini ne zaman boşaltacaklar? Teneffüslerde harcayacağı enerjiyi de biraz daha hareketli davranışlarla sergileyince kurallara uymadığı gerekçesiyle cezalandırılıyorlar.    

Hiperaktivite teşhisi konmuş olarak ofisime gelen çocuklardan biri, derslerine yoğunlaştırılmış olamadığı gerekçesiyle psikiyatriye sevk edilmiş. Nedenine gelince öğretmeni ondan ders esnasında otururken iki ayağının da yere basmasını istemiş. Annesi öğretmenine, oğlunun evde otururken ayaklarını altına alarak dersini çalıştığını ya da böyle konsantre olarak çalıştığını izah etmiş. Ancak öğretmen annesinin dediklerini göz ardı ederek oğlunda dikkat eksikliği problemi olduğunu söylemiş ve Hiperaktivite teşhisi konulmak üzere çocuk psikiyatriye sevk edilmiş.    

Anne tabii ki psikiyatriye gideceğine oğlunu bana getirdi. Ben de reçetesine sınıf içinde ders esnasında onun ayaklarını kıvırarak oturması gerektiğini not düştüm. Bunu öğretmenine bildirdikten sonra çocuğun notlarında ve öğrenmesinde ilerlemeler oldu. Basit bir yöntem ve sonuç olarak mükemmel. Bu çalışmalarım sonucunda, tecrübelerim çocukların okuldaki sorunlarının altında yatan nedenleri değişik öğrenme şekilleri ve hareketleri sonucunda, öğretmenlerin ve de okul yönetiminin onları anlamamalarından kaynaklandığını görüyorum.    

Hiperaktivite lafının anlamı; para, para, para! 1992 ve 1996 arasında Ritalin kullanımı çok yükseldi. Ne zaman bir çocuk Hiperaktivite belirtileri gösterip etiketlendiyse, okul yönetimi devletten, her bir çocuk için özel bir fon ve ödenek aldı. Çünkü devlet, öğrenme sorunları yaşayan, bu çocuklar için bir ödenek ayırmıştı. Her bir çocuğun etiketlenmesi demek, okul yönetimi için de para demekti.  Çoğu zaman aileler çocuklarına ilaç kullandırmak istemese bile, okul yönetimi ilaç kullanımı için ailelere baskı yapıyorlar. Kullanmadıkları taktirde, böyle davranışlar sergiledikleri için okuldan atılacaklarını söyleyip tehdit ediyorlar.    

Aslında kanunen, öğretmenlerin ailelere çocukları için ilaç kullanması konusunda baskı yapamıyor olması gerekir. Ama bu konu nedense hep göz ardı ediliyor. Çoğu öğretmen, ailelere çocuklar için ilaç kullanmaları gerektiğini vurguluyor sürekli. Öğretmen size şunları söyleyebilir; Ritalin kullanan, ilerleme kaydeden bir sürü öğrencimiz var. Bunlar ilaç kullanmadan önce, aynen sizin çocuğunuz gibi hareket ediyorlardı ama kullandıktan sonra çok değiştiler ve derslerinde artık çok başarılılar. Diğer bir öğretmen ise size kendi listelerindeki doktor isimlerini tavsiye edebilir.    

Ailelerden birisi, kendi doktoruyla görüştükten sonra, aile doktorlarının ona, çocuğunda Hiperaktivite olmadığını, ilaç kullanmalarına gerek olmadığını söylemiş. Tekrar öğretmenine dönen aile, doktorlarının böyle bir şeye gerek olmadığını söylediğini anlattığında, öğretmen panikleyerek “ben sizi sadece ikinci bir fikir almanız için oraya yönlendirmek istemiştim” diye işin içinden çıkmaya çalışmış.   

Başka bir haber yine ilaç kullanımı için aileye yapılan baskıyı içeriyor. Sonunda pes eden ve bir dönem bu ilacı kullanan aile ilacı kesme kararı alıyor. Bunun üzerine okul, çocuk koruma servisini (child protective service) araya sokarak, aileye karşı ilaca devam etmesi için dava açıyorlar, böylece olay mahkemeye yansıyor. Amerika’da hiç böyle bir şeyin olacağını düşünmemiştim. Şimdiye kadar çocukları korumak adına kararlar alan mahkemenin, bu davada Ritalin’e devam kararı alması üzücüydü. Çocukların okulda öğrenimi sürdürecekleri yer, artik bir psikiyatri kliniğine dönüyordu.    

Elbette bu hadiseler her okulda ve her sınıfta olmayabilir ama çoğu zaman bu hadiseler oluyor ve de gerçekte yaşanıyor. Öyle görüyorum ki, çoğu öğretmen ve okul personeli, çocuk olmanın anlamını unutmuş. Oysa beni hareketli çocuklar değil, asıl hareketsiz çocuklar düşündürür!    

Şu öncelikle şöyle bilinmelidir ki, Ritalin gibi ilaçların, çocukları sessiz, daha uzun süre oturtabilmeleri veya dikkatlerini bir yere toplayabilmeleri için (amfetaminler de aynı işi yapar) beyni uyaran bu ilaçların, bunun anlamı değildir ki; ilaç problemleri düzeltecek veya derslerinde çok başarılı olacak veya ilerlemeler kaydedecek. Şunu öğrenmek sizi şaşırtabilir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, amfetamin tipi veya mind altering ilaçları alan çocuklar, akademik olarak çok daha iyi bir performans gösterememiştir. Evet, özellikle NIH raporuna göre, belirtilen ilaçlar, çocukların akademik performanslarını arttırmamış veya yükseltmemiştir.   

Araştırmalar, bu ilacı kullanan çocuklarda, kullanmayanlara göre bazı derslerden geçememiş veya okulunu da yarım bırakmışlardır. Okul personeli, aileleri çocuklarına ilaç vermeleri için zorladıklarında, çoğu zaman onlara karşı olmakta, bazı problemleri de yanında getiriyor. Ne de olsa çocuklar, bütün gün öğrenimini tamamlamak için okuldalar.    

Öğretmenler ve aileler bu zıtlaşmaları sonucunda, öğretmenin çocuklar üzerinde ters hareketleri, onlara karşı iyi davranmamaları, kara listeye alınmaları, çocukların özgüvenin yok olmasına ve ilerde başarılı olamamasını etkiliyor. Çoğu kez, uğraşmak istemeyen öğretmenler, en ufacık bir şey yapsa, bunlar ailesine şikayet üstüne, şikayet olarak bildiriliyor.. Ailede devamlı gelen bu şikâyetler üzerine, ilaç kullanmaktan başka çare bulamıyor. Çünkü çocuğunun hareketleri bir kez göze çarpmıştır. Artık o öğretmeni tarafından kara listeye alınmıştır. Bana göre öğretmenler, çocukları ellerinin altında esir tutup, aileler ilaç kullanana kadarda bırakmayacaklardır…    

Küçük yaştaki çocukların, ne olup bittiğini o yaşlarda anlaması, kavraması güçtür… Davranışlarıyla, hangi problemin içine girdiğini bile, düşünecek durumu yoktur… Bu nihayetinde hala bir oyun çocuğudur.    

Bir gün, 5 yaşlarında ki, erkek çocuğunu ofisime getirdiklerinde, anaokuluna giden bu çocuğun, daha ilk getirmelerinde okuldan nasıl nefret ettiğini gördüm. Onunla tanışmaktan ve konuşmaktan gerçekten zevk aldım. Büyümüşte, küçülmüş olan bu harika çocuk, konuşmasını seven, çokça sorular soran, akıllı, sorularına cevap bekleyen bu çocuğun, okuldan soyutlanarak, nefret etmesi, okuldan hoşlanmaması için koyulan sert kurallar ve kendisinin anlaşılamaması üzerine çok ters tepkiler vermiş.    

Öğretmeni ondan, her zaman gün boyu sessiz ve sakin bir şekilde oturmasını istemiş, çocukta sessiz kalamayınca disiplin edilmesi için doğru müdürün odasına gönderilmiş. Çocuğun bunu, öğretmeninin onu olduğu gibi kabul etmemesini anlaması da, çok uzun sürmemiş. Öğretmenin, ailesinin onu ilaç tedavisine koyana kadar şikâyetleri, rahatsız etmesi hiç bitmemiş. Ne zaman ilaca başlamışlar, öğretmeni de şikâyet etmekten vazgeçmiş artık. Ailesi ilaç kullandıkları süre içerisinde de oğlunun davranışlarında bir değişiklik görememiş. Aile, ilaç tedavisini istemediği ve daha emin, tehlikesiz bir yaklaşım seçtiği için, oğlunu bana getirdi.    

Bazı okullar agresif bir şekilde aileleri ilaç kullanımı için zorluyor. Çocuklar üzerinde yoğunlaşıp, her hareketi izlenip, bu durum en ince ayrıntılarına kadar aileye bildiriliyor. Ebeveyni ve çocukları ürküterek, sık sık ilaç kullanmaları konusunda ikaz ediliyorlar. Bazı aileler bilinçli olarak karşı çıkıp, itiraz ediyorlar fakat bu seferde, okul personeli, Child Protecting Service(CPS) araya sokarak, çocukları korumak adına, ilacı reddeden aileleri, bu yöntemle zorlama yoluna gidiyorlar….    

8 Ağustos 2000 tarihindeki, USA Today gazetesinin haberinde, bu olayla ilgili bir hadise daha meydana geldi. Çocuğuna ilaç kullanımını reddettikleri için, mahkemeye verilmişlerdi. İkinci olay ise, bana gelen bir ailenin kendi iznini alarak onların hikâyesini buraya yazıyorum.     

Micheal, şimdiye kadar bir sürü değişik psikiyatrik ilaçlar almış hayatında. Kullandığı ilaçların çoğu onda ters etkiler yapmış… Davranışları ilaç kullanımı ile birlikte, kontrol edilemez hale gelmiş ve durum aileyi alarma geçirmiş. Birbirinden değişik ilaçların, her biri değişik problemler yaratmış çocuğunda, sonunda bütün ilaçları kesmeye karar vermişler. Bunun üzerine okul personeli CPS’ye, haber vererek tekrar ilaç kullanımı için aileyi zorlamışlar.    

Aile Newyork’ tan benim ofisime gelmek için, okul yönetimine biz Texas’a gidiyoruz diye haber vermişler. Bunun üzerine okul yönetimi, CPS’yi arayarak şehri terk etmeden onları durdurmalarını istemiş. Ama onlar bir şekilde, ofisime ulaşmayı başardılar. Micheal’in altında yatan problemlere, ailesinin bana getirmiş olduğu doktor raporlarına şöyle bir göz attığımda, gerçekten gözlerime inanamadım. Raporunda psikiyatrik ilaç, arkasına ilaç kullanılmış. Bazen günde iki değişik ilaç kullanıldığı bile olmuş… Hiçbir psikiyatrik doktor fiziksel veya kan testiyapmamış. Sadece doktorlar ilaçları reçete arkasına, reçete etmiş. Micheal’de olumsuz, yan etkileri görmelerine rağmen, halada devam edilmiş.   

Ofisimde yaptığım testler sonucunda, birkaç tıbbi sorun sergilediğini gözlemledim…. Aşırı derecede kansızlık, demir eksikliği, nutrition eksikliği özellikle, magnezyum eksikliği(magnezyum eksikliğinde genelde çocukların kıpır kıpır, endişeli, enerjik, öğrenme güçlüklerini de beraberinde getirme etkisi vardır) kan testlerinde çıkmıştı.. Uyguladığım, alerji testinde de Micheal’in birçok şeye karşı, alerjisi olduğu tespit edildi.  Micheal’in tıbbi ve eğitim problemleri, onun öğrenme ve davranış seklini de etkilemişti… Diğer psikiyatrik doktor, öncelikle bunlara bakmadan, bunun yerine, ciddi yan etkileri olan, ilaçları reçete etmiş…    

Micheal’de tespit ettiğim problemleri, Micheal’in okuluna bildirdiğimde, bunu umursamadılar ve benim tuttuğum raporu göz ardı edip kabul etmediler. Bunun üzerine, aile ellerinde ilaçların yan etkilerinin  olumsuzlukları ile ilgili raporları ve araştırmaları sunduklarında, CPS geri çekilmek zorunda kalmıştır.. Ailesi Micheal’i o okuldan alıp, onu özel okula kaydettirmişlerdir… Şu anda, Micheal yeni okulunda, başarılı bir öğrenci olarak ilerliyor.   

Ebeveynleri hiçbir şekilde zorlama yoluna gidilmemelidir. Bu başkalarının değil sadece ailenin kararı olmalıdır. Kullanılan çoğu ilaçlar, çocuklar üzerinde test edilmemişlerdir bile. Çocuklarda bu ilaçların kullanılıp kullanılmamasının, ne derece doğru olup olmadığını hepimiz biliyoruz artık.  

Yaşanılan, bu çoğu olumsuzluklardan dolayı, Colorada State School Board (Milli Eğitim Bakanlığı) bunun üzerine, bir takım tedbirler aldı. Okulda gelişen çoğu saldırgan olaylardan dolayı, gelen uzman araştırmacıların verdikleri raporlara göre, psikiyatrik ilaçların kullanımı sonucunda yan etkilerinin fazlaca olması, yaşanan saldırgan hareketlerin çokça görülmesi ve onları intihar eylemlerine sürükledikleri gerekçelerini, ellerindeki raporları sunmuşlardır… Bunun üzerine Colorada State School Board, okul personeline artık problemleri kendi içimizde halletmemiz gerektiğini, aileleri artık ilaç kullanmaya, zorlamama kararı alarak, ilk önemli adımını atmıştır….   

3. ADIM   

ŞEKERİ ÇÖPE ATIN   

Evet, seker çocukların davranışlarını etkiler, hem de büyüklerden daha fazla. Öğretmenlere, ailelere sorun onlar da bilir. Bir sürü, araştırmanın sonucu da bunu destekliyor. Tıp okuluna giden bütün doktorlar da, tıp okulunda verilen temel bilgilerden, bunun bir etken olduğunu bilirler.    

Eğer şimdi verilen, temel fizyolojiye bakacak olursak, şekerin davranışları etkilediğini kanıtlamak zor olmaz. Şeker ve şekere çeviren yiyecekleri çok tüketmek, kanda şekere dönüşürler. Kanda ve hücrelerdeki şekeri almak için, bunun üzerine vücut ensülin salgılar. Eğer kandan çok fazla şeker çekerse, kandaki şeker miktarı düşer ve hipoglisemiye(kan sekerinin düşmesi) neden olur. Buda Hiperaktivite belirtilerine yeni bir kapı acar. Vücut’ta oluşan bu hipoglisemiyle birlikte, adrenalin hormonu harekete geçerek, çocuğun hareketlerinin, inişli ve çıkışlı olmasına neden olur.    

Adrenalin, vücudun korku anlarında salınan bir hormondur. Sizi yaşadığınız ortamda harekete geçirerek, koruma duygusunu size salar. Şimdi şöyle anlatmak istersek; yolda yürürken birisi size silah veya bıçak çekti. O an adrenalin salgıladığında, sizin tehlikeli bir durumla karşılaştığınızı, sizin tehlikede olduğunuzu haber verir. Bu kollarınıza bacaklarınıza  kadar iner. Hatta sizin, oradan koşarak kaçmanıza bile izin verir. Adrenalin, vücudunuzda bir nevi, bizi korumak için korku veya neşeli bir anda salgıladığımız bir salgıdır…    

Biz onu değil, o bizi kontrol ettiği için, korku ve heyecanlı olduğunuz biranda ortaya çıkacağından dolayı, bunun ne zaman olacağını kestiremeyiz. Çocuğunuzun, korku ve heyecanlı olduğu bir anda ortaya çıkacağı için, ister istemez buda çocuğunuzun konsantre olmasını ve davranışlarını etkiler. Bir bakmışınız çok tatlı olmuş, bir bakmışınız sessiz, sakin bir şekilde oturuyor, birde bakmışsınızdır ki canavara dönüşmüştür. Bu nedenle saatleri pek belli olmaz, ne yapacaklarını kestiremezsiniz.   

Sınıfta sakince oturan, dikkatini vermeye çalışan çocuk, adrenalin’in salgılanmasıyla birlikte, göz bebekleri büyür, kalp atışları hızlanmaya başlar ve çocukta kıpırdanmalar ve yerinde oturamama gibi bir durum söz konusu olur…    

Araştırmalar şunu göstermiştir ki, eğer kalp atışlarınız hızlanıyorsa, bir şeye yoğunlaşıp konsantre olamazsınız. Bu durumda da, çocuk heyecanlanıp kıpır kıpır olmaya başlar. En ufacık bir şey onu rahatsız etmeye, kırılgan ve agresif davranmasına neden olacaktır. Bu davranış bilinçli değildir. Çocuk böyle hareket ve davranmayı seçmemiştir. Bu bir fizyolojik reaksiyondur. Adrenalin salgısı, vücudumuzda doğal olarak korku, tehlike veya heyecan duyduğumuz, bir olay karşısında salgılanan, bir koruma mekanizmasıdır. Bunlara ek olarak ta, yediğimiz yiyeceklerde adrenalinin salgılanmasına neden olur…    

Hipoglisemi vücutta, iki şekilde ortaya çıkar. Birinci olarak, çok fazla şeker ve şekere çeviren yiyeceklerin tüketimi sonucunda, kana çabucak şeker olarak karışan ve kanda fazla biriken şeker miktarı üzerine, ensülin harekete geçerek, hücrelerdeki şekeri fazlaca çekmeye başlayarak hipoglisemiye neden olur. Bunun sonucunda, adrenalin devreye girerek daha fazla heyecanlı, saldırgan, alıngan, çabuk öfkelenen, titrek, kıpır kıpır, yerinde duramayan bir yapıya dönüşür ve hep şeker tipi şeyler yeme ihtiyacı duyar. İkinci olarak, yetersiz ve hep tek tip beslenmeden, yeterince protein alınmamasından, dolayda ortaya çıkar.    

Bildiğiniz gibi protein; et, peynir, yumurta ve fıstıklarda vardır. Çocukları hipogliseminden korunmak için, çocuğunuzun beslenme listesinden şekerli yiyecek ve içecekli besinleri çıkarın(ekmek, makarna, pilav, şekerli içecekler… vs). Yüksek proteinli yiyeceklerin sağlanması ve karbonhidratlı yiyeceklerin azaltılması sonucunda, kandaki şeker oranı normale dönecektir.    

Buna ilave olarak, şekeri vücuttan atmak için, tavsiyem çocuğunuzu 2,5 saat’te bir yemesi için, sağlıklı besinler verin. Protein ağırlıklı olabilir. Bu çocuğunuzun kan şekerinin dengeli ve normal olmasında bayağı etkili olur.    

KAHVALTI: Yumurta, sosis, soya, tavuk, hindi, et, balık, içecek olarak su…   

APERATİF: Fıstık ezmesi, badem, fıstık(alerjisi yoksa eğer) kepekli ekmek veya kraker, et, balıklı sandviç, içecek olarak su…   

ÖĞLE: Sandviç, süt ( sade beyaz süt, çikolatalı değil, şekersiz meyve suyu), mısır veya cips (katkı maddeleri olmayan), sebze, meyve   

APERATİF: Yukarıdaki gibi.   

AKŞAM: Et (tavuk, hindi, kırmızı et), sebze, patates, kahverengi pirinç, kepekli makarna (patatesi haftada 3 kereden fazla vermeyin) su veya meyve suyu (sekersiz), meyve.   

APERATIF: Yukarıdaki gibi, patlamış mısır, şekersiz cereal (tahıl), içecek olarak su.                 

Şekerin, vücudu nasıl etkilediği konusunda yapılan araştırmalarda, früktoz ve sucrose vücutta, değişik bir şekilde metabolizma olur. Sucrose, ensülin ve adrenalin’in daha fazla salgılanmasına neden olabilir. Aspartam’da tatlandırıcı olarak kullanılır. Çalışmalarımda Aspartamin’in migren, baş ağrısı ve ani keskin nöbetler geçirmesine neden olabileceğini gözlemledim. Çünkü sinir sistemini etkilemektedir.  Sucrose, çocuklarda adrenalin derecesini, 10 misli yükseltir. Sonuç olarak, dikkatini toplamakta güçlük çeker, endişeli ve heyecanlı bir yapıya bürünür… Sucrose çocuklarda, uygun olmayan davranışlar sergilemesine neden olur ve performans düşürür.. Sucrose çocukların agresif davranmasıyla ile ilgili bağlantısı vardır.     

Bana bir gün diyabetik, bir çocuk getirildi.. Bu çocuğa Hiperaktivite tanısı konulmuş ve Ritalin kullanmaları tavsiye edilmiş.. Bu çocukta ne Hiperaktivite, ne de Ritalin kullanmasına gerek vardı. Çünkü bu çocuk diyabetik ve zaten onun kanının içinde, yüksek derecede şeker miktarı bulunmaktadır. Bu nedenden dolayı, tabiî ki çocuk dikkatini bir şeye veremez ve de kontrol edemez. Sorunun nerden kaynaklandığına bakılmadan, test edilmeden, hemen psikiyatrik ilacı, yapıştırmışlar bir çözüm gibi. Oysa yapılması gereken şey çok basitti. Sadece o çocuğun, kandaki şekerini normal bir seviyeye getirmek için ensülin ve gerekli diyeti uygulamaktı.    

Kısaca, Hipoglisemiyi tedavi etmek için çocuğunuzun diyetini değiştirmekle başlayın (şeker, pasta, şekerli içecekler, karbonhidratlı yiyecekleri çocuğun beslenme listesinden eleyin). Çocuğunuzun uzun süreli aç kalmasına izin vermeyin, yemekler arasına küçük aperatif tipi yiyecekler ekleyin. Bana gelen hastalarımda şekerin listeden çıkarılması ile birlikte çok büyük değişmelere şahit oldum. Aileleri ve öğretmenleri çocuğun konsantre olmasında ve davranışlarında çok büyük değişmeler olduğunu söylediler bana.. Yapması çok kolay ve masrafsız bir yöntem, kaybedecek bir şeyiniz yok değil mi?…   

 Kısaca;               

—  Şeker davranışları etkiler…

—  Çocuğun beslenmesinden, kolalı içecekleri, şeker, pasta, karbonhidratlı yiyecekleri beslenme listesinden çıkarın…

—  Günde üç kere yemek, 3 kere aperatif şeylerin verilmesi, bunların protein ağırlıklı olmasına özen gösterin…

-    Şeker ve şekere yakın şeylerdeki, aspartame’a dikkat edilmesi önemlidir..    

About these ads

~ tarafından hiperaktifcocuklar Kasım 8, 2006.

5 Yanıt to “HİPERAKTİVİTEYE HAYIR!..2”

  1. gercekten okuduklarıma ınanamadım cok bılıncsız bır anne oldugumu dusunuyorum okuduklarımdan sonra, benım ıkızlerım var bır tanesıyle bende aynı sorunları yasıyorum hıperaktıf bna sızın yedırmeyın dedıgınız herseyı fazlasıyle yıyor makarna pılav pasta kola zararlı hersey ve engel olamıyorum ama bu denlı etkılı oldugunu bılmıyodum tesekkurler verdıgınız bılgılerden dolayı

  2. sizlere çok teşekkür ediyorum çıkmaza girdiğim anda yazılarınızı okudum yol gösterdiniz ALLAH razı olsun . ben çocuğuma bal ve pekmez veriyorum bunların zararı olurmu

  3. merhaba ben ankarada oturuyorum çocuğuma geçen yıl gittiği ana okulundan ilaçkullanmazsa birdahaki dönem kabul edemeyeceklerini söylemişlerdi ……..maalesef bunlar ülkemizdede oluyor.

  4. Sevgili Derya Hanim,

    Turkiye’den goruntuledigim bu manzaralar beni acikca urkutuyor.. Demek ilac kullanimi ana okullarina kadar yansidi, minicik cocuklardan, daha ogrenmenin baharinda olan bu masum cocuklara kadar diretmeler uzuyor desenize..

    Okumanin yasi yok, arastirma ve ogrenmeninde oyle!!.. Ben yillar once bu kitaplari kendim icin okurken, istedimki bu degisik yaklasim tarzlarindan ve bilgilerden sizlerde faydalanasiniz. Sirf bilgileri ceviriye sunmamin amaci; Turkiyedeki bosluklari bildigim icin, sizlerinde bilgilenip faydalanmasiydi..

    Maalesef teknoloji’nin degismesiyle birlikte, insanlik ve cevre faktorude degisiyor.. Ilac dunyasindan tutupta, yiyecek sektorune kadar her sey etken, bunun yaninda cogu seyde halktan saklaniyor. Herkes para kazansin, cebinide bol bol doldursunda, gerisine ne olursa olsun kimse kimsenin umurunda degil!.. Goruldugu gibi millet olarak her zamanki gibi kolay olani seciyoruz, ugrasmadan nedeni arastirilmadan hemen hazir bir etiket varya nasil olsa, yapistir yapistirabildigin kadar!..

    Yogunlugumdan dolayi son iki senedir ceviri turu yeni bilgiler eklemedim siteye ve su son zamanlarda siteye ugrayanlarin sayisi ise cogaldi.. Bakarsiniz firsat bulursam, yeni bilgilerle yine sizlere isik tutmaya calisirim eger tabiki isterseniz..:))

    Ayrica bildigim kadariyla bal ve pekmez dogal seker iceriyor.. Diger seker urunleri kadar zararli olmasada, asiri tuketmemek kaydiyla ara sira verebilirsiniz.. Sekerin, tatli yiyeceklerin hic birimize faydasi yok, ne kadar uzak durursak, o kadar saglikli oluruz. Bunun yaninda yedigimiz karbonhidratli yiyeceklerde kana seker olarak karisiyor bunuda gozardi etmemek gerekir.. Mumkun oldugunca tuketimini en aza indirirsek, saglikli birer birey oluruz..:))

    sevgiler
    hulya

  5. MERHABA ,

    benim oğlum 6 aydır hiperaktivite ilaçları kullanıyor. Ritalin ve risperdal şurup . şimdi şekerini ölçtürdük. açlık 124 yukleme 154 ilacı kesin deniyor. yerine başka bir hiperaktivite ilacı öneriyorlar. risperdal almadan oğlum çok sinirli oldu benden nefret etiyor. oysa ilacını kullanabilse daha mantıklı düşünüyor. Demin bahsettiğiniz Şeker tedavisi 8 yaşında yapılamaz mı neden doktorlar bana yardım etmiyor anlamıyorum.? Şu an hiçbir doktor sorumluluk almıyor. Yani ölürse siz sorumlusunuz demek istiyorlar Yardım edecek biri yok mu …..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: