HİPERAKTİVİTEYE HAYIR!..1
HİPERAKTİVİTE HAYIR!
NO MORE ADHD
MARY ANN BLOCK
YAZARIN SUNUŞU
“Ritalin Yok Artık” adlı kitabı yazdıktan sonra ailelerden gelen binlerce telefon ve randevu talebiyle açığa çıkan ilgi beni çok mutlu etti. Daha önce bahsetmiş olduğum seker, diyet, nutrition’lu besinler, alerji ile ilgili bilgilerin dikkate alınmış olması ve vurguladığım temel konular üzerine odaklanılmış olması oldukça sevindirici gelişmeler oldu benim için.Block center’a gelen aileler arasında, yerli halkla beraber, diğer ülkeler arasından Portekiz, Yunanistan, Suudi Arabistan, Kanada, Meksika, Bermuda ve Avustralya’dan bile katılımlar olmuştu. Değişik kültürlerden ve ülkelerden gelen aileleri ve çocuklarını tanımak, onlara yardımcı olmak, ayrıca benim için büyük bir zevkti…
Birçok aile, benim yaklaşımlarımı evde çocuklarına denemek istiyorlardı. Bu nedenle, bu ikinci kitabımı yazma gereği duydum. Kitabın içeriği, yeni bilgilerin eklenmesiyle beraber, kullanımı daha kolay, 10 aşamada uygulanan bir programı içeriyor. Bu aşamalar, çoğunlukla çocukların yaşadıkları sorunların altında yatan problemlere çözüm olabilecek başarılı adımlardır.
Tıp okuluna gitmeden önce, genç bir anne olarak, çocuğumu sağlığına kavuşturmak için çaresiz bir şekilde, ne gibi aşamalardan geçtiğimizi önceki kitabımdan biliyorsunuzdur… Yaşadığımız sorunlara çözüm olabilecek bilgilere ulaşana kadar araştırmaktan ve denemekten de yılmadım. Bu motivasyonumun sonucu olarak da işte bu kitap meydana geldi. Bu 10 aşamada anlatılanlar, size bir yol gösterecek ve bu sizin çocuğunuzla yaşayacağınız yolculuğunuzda, çocuğunuzun Hiperaktivite ve dikkat eksikliği sorununu, ilaçlara gerek olmadan çözebilmenize rehber olacaktır.
Dr.Mary Ann Block
GİRİŞ
Bir genç anne olarak, tıp disiplinine inanmıştım. İnandığım ve yaşadığım yer Amerika, bütün her şeyin gelişmiş olduğu bu ülkede, bilimsel olarak, dünyadaki en emin tıp sistemine sahiptir. Hiçbir zaman doktorumu bir gün bile sorgulama yoluna gitmedim. Ne tavsiye etmişse, yerine getirdim ve inandım ona! Ta ki, kızım Michelle, tedavi için verilen ilaçlardan dolayı yataktan kalkamayacak derecede hasta olana kadar. O anda bütün inancım yerle bir oldu.
Geçmişe dönüp kısaca hayat hikâyemizden söz etmek gerekirse; Kızım Michelle’in enfeksiyon hastalığı, iki yaşından itibaren başlayan ve doktorumuzun antibiyotik ilaç tedavisiyle başlatılan tedavi şekliyle, nihayet 6 yaşında kronik bir hale dönüşmüştü. Bunun üzerine doktorumuzun bizi yönlendirdiği uzman hekim, bazı sorular sorduktan sonra, enfeksiyonu için bir antibakteriel, mesaneyi rahatlatmak için ise Valium ve Tofranil verdi. Tofranil bir antidepressant ilacıdır. Kullanmaya başladıktan sonra, kızımda idrarını tutamama sorunu baş gösterdi. Kızım artık yatağını ıslatıyordu.
Şaşkındım… Verdiği ilaçları kullanmaya bir süre daha devam ettik. Ama iyileşeceği yerde, durum daha da kötüye gidiyordu.. Tekrar uzman doktorun yolunu tuttuk. Gözlemlerimi aktardım, ama doktor hala ilaçları kullanmaya devam etmemiz konusunda ısrarcı davrandı. Bir dönem daha devam ettik ama Michelle’de olan enfeksiyon hali bir türlü geçmiyordu ve buna eşlik eden keskin ağrılar başlamıştı. Bunun üzerine yapılan UTI testi sonucunda, idrarında kan bulundu.
Kendi aile doktorumuza Michelle’in durumunu bildirdiğimde, hala uzman doktorun verdiği ilaçları kullandığımızı görünce, bizi yakından takip ettiği için, yakın davranması ve de durumun önemini kavramasıyla beraber, uzman doktora ilacın kesilmesini önerdiğini iletmemizi istedi.
Michelle uzunca bir süre, Valium ve antidepresan ilacı Tofranil’i kullandı. Uzman doktora, bu UTI testlerinin sonuçlarını ve kendi doktorumuzun görüşlerini aktardım. Sonra uzman doktorda test sonuçlarına göre, kullandığımız ilaçları hemen kesmemizi istedi. Ben ısrar edip gözlemlerimi aktardığımda, söylediklerimi kulak ardı edip bunların birer tesadüf olabileceğini söyledi. İlaçları birden bırakmamız halinde pek bir değişiklik olmayacağını da ekledi.
İlaçları kestikten sonra, Michelle’de bir takım duygusal değişiklikler ve davranışlar belirmeye başladı. Ya çılgınlar gibi durmaksızın ağlıyor, ya da gülme nöbetleri geçiriyordu. Bunun üzerine, tekrar uzman doktoru arayarak Michelle’nin durumu ona izah ettim. Bana sabırlı olmamı ve beklemem gerektiğini söyledi. Bu ilaçların aniden bırakılmasının etkisi olarak Michelle’in bu kadar etkileneceğini hiç düşünmemiştim.Bunun üzerine tekrar aile doktorumuzu aradım ve durumu ona izah ettim. Aile doktorumuz, bu antidepresan ilaçlarının aniden kesilmesinin çok tehlikeli olduğunu, Michelle’in tekrar bu ilaçlara başlamasını ve yavaş yavaş bırakılması gerektiğini bana açık bir dille anlattı. Michelle, mecburen tekrar ilaçlara başlatıldı ama bazı şeyler için ise çok geç olmuştu artık.
Michelle’in sağlığı, ciddi boyutta bozulmuştu. Uzman doktor, ilaçların derhal kesilmemesi gerekirken, kesmemi söylemişti. Aslında bu kadar ciddi ilaçların, bu kadar uzun süreli kullanımı sonucunda, düzenli olarak Michelle”in kan testleri, kan sayımı yapılması gerekirken yapılmamış ve söylediklerim hep göz ardı edilip, hiç bir zaman kontrol yoluna gidilmemişti… Bunu tıp okuluna gittiğim zaman kendim öğrendim; bu yaşananlar tek bir ilacın etkisi değildi, yaklaşık üç senedir üç değişik ilacın bir arada kullanımı sonucu kızımda bir sürü yan etkilere neden olmuştu…
Kızım çok bitkin bir haldeydi ve kolay kolay iyileşemeyecek bir hasta tablosu sergiliyordu. Yapılan kan testleri sonucunda Lukemiya’ya varacak derecede, akyuvarlarının azaldığı tespit edildi(bu da kullanılan antidepresan ilacının bir yan etkisiydi). Bunların da bağışıklık sistemini etkilemesi sonucu kızım bir türlü kendine gelemiyordu; zira vücudunun savaşacak direnci kalmamıştı artık. Bir anne olarak kızımın bitkinliği, yorgunluğu karşısında bir şey yapamıyor olmak beni mahvediyordu. Çaresizdim! İnançlarım yok olmuştu artık… Neye, kime güveneceğimi şaşırmıştım. Verilen ilaçlar iyileştireceği yerde, günden güne kötü olmasına neden oluyordu. Bu aşamadan sonra tam 1 yıl antibiyotik kullanıldı enfeksiyonun durdurulması için. Bıraktığımız zaman ise enfeksiyon yeniden başladı. Doktorlarda şaşırmıştı bu duruma ve yapacakları hiçbir şey yoktu. Artık ellerindeki bütün gücü kullanmışlar, kullandıkları ilaçlar ise, kızımın daha fazla hasta olmasına neden olmuştu…
Kendimce bir şeyler yapmanın zamanı geldiğine karar vermiştim artık. Kendime olan güvenimi ve inancımı ne olursa olsun yitirmemiştim. Kızım iyileşecekti… Ama nasıl? Önce bunun cevabını bulmalıydım. Kendimce bu konuyla ilgili bir araştırma safhasına girdim… Araştırmalarım esnasında, osteopatik doktorların yaklaşımı dikkatimi çekti. Bu dal konusunda hiçbir bilgim yoktu daha önce. Okudukça okuduklarım beni hayretlere düşürüyor ve bir yandan da içimi büyük bir sevinç ve umut kaplıyordu… Bu bilgiler kızımın iyileşeceğine dair bir umut ışığı yakmıştı içimde. Bir arkadaşımın yardımı sayesinde doktordan randevu aldım. Yaşamış olduğumuz tüm olayları ona aktardım; beni büyük bir dikkatle dinledi. O da kendi bilgilerini, vücudumuzun nasıl çalıştığını bana özenle, dikkatli bir şekilde anlattı. Aramızda bir güven ve saygı oluşmuştu. Onun tedavi şeklini bana sabır ve açıklıkla izah etmesi ve bana karşı dürüst davranması sonucunda, kızımı onun ellerine teslim ettim.
Bu doktor bana, ilaç konusunda seçme hakkı sundu ve bunu destekleyecek bilgileri verdi. Bildiklerini benimle paylaştı ve öncelikle Michelle’in sorununun altında yatan sağlık problemlerine öncelik verdi. Kendi has tedavi yöntemiyle kızımı iyileştirdi. Kızım bugün hayatta ve sağlıklı olmasını büyük oranda Osteopatik Dr.Chample’a borçlu ve yaşamını tehdit eden sağlık sorunlarından bütünüyle arınmış bir şekilde sürdürüyor. Yaşadığımız bu olayların etkisiyle, kızımın başına gelenlerin başkalarının da başına gelmemesi için bilgilenmek ve çalışmak üzere 39 yaşında tıp fakültesine gitmeye karar verdim…
1. ADIM TIP SİSTEMİNİ ANLAMAK
Tıp fakültesindeki öğrenim yıllarımda, ilaç kullanımının hangi boyutlarda olduğunu ve ilaç endüstrisinin doktorları nasıl etkilediğini daha yakından görebilme imkânım oldu. Tıbbın ilk yıllarında vücudun işlev ve çalışma şekli öğretilir, daha sonraki yıllarda ise temel fen bilimlerine geçilir. Bu bilimsel öğrenim sürecinde hazırlanan tezler için fakülte özel ödenek ayırır. Çoğu doktor ilaç üzerine öğrenimini yapmak için yetiştirilir ve okulun ayırdığı bu ödenekler de çoğunlukla ilaç şirketleri tarafından karşılanır.
Diğer bir yandan ilaç şirketleri çok zekice hareket ederek, kar amacı gütmeden kurulan aile gruplarına destek vererek kendilerine çok güzel pazarlar yaratma yolunda hareket etmekteler. The Merrow raporunda, PBS kanalındaki habere göre Ritalin’i üreten (şimdi Novartis oldu) şirket, özellikle 1991 ve 1994 yılları arasında kurulan CHADD organize grubuna göre 1 milyon dolardan daha fazla grubu desteklemek amacıyla bağışta bulunmuştur. Buradaki amaç da, bu gruplardaki ailelerin ilaçların ne kadar etkili olduğunu ve ne kadar işe yaradığını dışarıya daha iyi lanse ederek, ilaç pazarının kapısını aralayarak psikiyatrik ilaçları desteklemelerini istemekti. Bu belgelerin ele geçmesi üzerine Drug Enforcement Agency (DEA), aslında kar amacı gütmeden kurulan bu grubu, CHADD’i uyarmaya başladı.
5 Şubat 1996 tarihli Washington Post’taki habere göre. DEA bölümü başkanı Gene Harslip, çoğu insanın Ritalin hakkında pek bir bilgisi olmadığını ve Ritalin’in kokaine benzediğini. Bu tür ilaçların tehlike yaratabileceğini ve reçetenin çok özenli ve itinalı olarak verilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatarak, CHADD grubu ve ilaç şirketleri arasındaki ilişkiyi de çok sağlıksız bulduğunu ve bunun menfaat ilişkilerine dönüştüğünü bir kez daha hatırlattı. 1995’de CHADD grubu, DEA’den Ritalin’in kolaylıkla reçete edilmesi için Schedule-3 grubuna dahil olmasını istemişler ama bunda da başarılı olamamışlardır. Bildiğiniz gibi Ritalin DEA’nin schedule-2 grubunda yer alıyor. Bunun anlamı ise; kırmızı reçete ile verilen, uyuşturucu tip ilaçların arasında olmasıdır.İlaçların, çoğu şeyi tedavi etmediğini öğrenmek ise size sürpriz gelebilir. İlaçlar çoğu zaman görülen belirtileri örtbas eder, ama yok etmez!. Bu, her ilaç kötüdür kullanmamamız gerekir demek değildir. Ama insan sağlığını göz önüne alırsak, insanların ne kullandığını önce kendileri bilmeleri gerekir; fakat çoğu önemli bilgiler insanlardan saklanıyor. İşte benim kızımda yaşadıklarım esnasında, kimse bize ilacın risklerinden bahsetmemişti ve biz bunun bedelini çok ağır ödedik.
DESH sadece psikiyatrinin koymuş olduğu bir etikettir. Bu tanıyı koyarken, çocukların psikiyatrik davranışlar sergilediğini öne sürüyorlar. Her sene psikiyatristler birkaç kez bir araya gelerek bu konuda oturup konuşurlar ve durum değerlendirmesi yaparak, bunun bir psikiyatrik hastalığı olduğu görüşünü savunarak oylamaya geçerler. Oysa bu sorunla ilgili ellerinde henüz bilimsel yani objektif bir kanıt yoktur.
Hekimler Hiperaktivite teşhisini, Amerikan Psikiyatri Birliğinin ” kutsal kitabı” DSM (teşhis rehberi)’de yer alan kriterlere göre koymaktalar. Rehber, rahatsızlığı üç gruba ayırmaktadır; dikkat eksikliği, Hiperaktivite/dürtüsellik ve ikisinin karışımı birleşik tip. Fakat teşhis konması için bir çocuğun, ne düzeyde dürtüsel, hiperaktif ve dikkatsiz olması gerektiği ise belli değildir. Ölçüler tamamen sübjektiftir. Her çocuk zaman zaman olumsuz davranışlar sergileyebilir. Rahatsızlığın teşhis edilebilmesi için hiç bir biyolojik test olmadığından, teşhis ise tamamıyla davranışlara bakılarak konulmakta.
Amerika’da şu anda 6 milyon çocuk ADHD ismi altında etiketlenmiş olup ilaç tedavisi görmekte. Davranışlara bakılarak koyulan bu teşhis sonucu, iddia ettikleri gibi, beyinden kaynaklandığını gösterecek kesin bir data(veri) mevcut değildir. Eğer yüksek tansiyonunuz varsa doktorunuz bunu ölçüp objektif verilere dayanarak sizde yüksek tansiyon olduğunu söyler. Eğer şeker hastası iseniz, bunu kan testi yaparak, kan tahlilinde çıkan sonuca göre belirler ve tedavi uygular. Ama Hiperaktivite için, hiç bir tıbbi ölçü yoktur, sadece dış görünüşüne ve hareketlerine bakılarak karar verilir.
İlaç hastalıkları tedavi etmek için kullanılır. DEHS denilen şeyin “hastalık olduğunu” eğer hastalıksa fizyolojik kaynaklarını ve boyutlarını gösteren bir verinin olması gerekmez miydi? Bugüne kadar bu yönde bir kanıt bulunamamıştır. Ne hücrelerde, ne kanda, ne de beyinde (beyin görüntüleme teknikleri, hiperaktif çocuğun beyni ile normal çocuğun beyni arasında ayırt edici hiç bir fark gösterememiştir)… Bu nedenle Hiperaktivite denilen şey, kesinlikle bir hastalık değildir, hastalık olduğuna dair ise hiç bir bilimsel kanıt yoktur.1998’de Uluslararası Sağlık Örgütünün vermiş olduğu 3 gün süren konferansta, dünyanın her tarafından katılan uzmanlarca tartışılan Hiperaktivite konusunda, Hiperaktivite’ nin bir nörobiyolojik beyin hastalığı olmadığına karar verildi.
Benim klinik tecrübelerime göre de, şunu söylemek gerekirse, genellikle çocuklar uzman doktora gittiklerinde, gerekli uzman fiziksel test yapmadan veya çocuğun sağlık probleminin olup olmadığına bakmadan, Hiperaktivite etiketini rahatlıkla yapıştırıp, ilacıda rahatlıkla reçete edebiliyor… Tıp okulunda bize böyle öğretilmedi, okuldaki eğitimim boyunca önce geçmiş araştırılır, sonrada fiziksel testler yapılır. Eğer test sonuçlarından bir şey çıkarsa ilaç reçete edilir.
Hiçbir ilaç tehlikesiz değildir. Kullanılan her ilacın riskleri vardır. Çoğu doktor hep şunu söyler; Ritalin belirtilen doz ayarında verildiği sürece tehlike yaratmaz. Uluslararası Sağlık Örgütünün 1998’de verdiği konferansta, NIH raporuna göre, Hiperaktivite nin bilimsel bir açıklaması yoktur, eldeki verilere göre ispatlanmamış tezleri öngörüyor. Durum böyle olunca da sonuç objektif olmadığı sürece, DESH denilen şeyin, belirtilen doz ayarındaki ilaçlarla tedavi edilmesi yanlıştır. Yine ek olarak NIH raporuna göre, Hiperaktivite tedavisinde belirtileri yok etmesi için, kullanılan ilaçların kısa süreli (birkaç ay) çalışmaları öngördüğünü, ilaçların uzun süre kullanıldığında yan etkilerinin ne olabileceğini gösteren hiç bir bilimsel çalışma olmadığı raporda belirtilmiştir.
Bu rapora göre ben, çocuğum için birkaç yıl öngördükleri bu ilaçları kullanmam. Sadece 3 ay için test edilen ilaçları çocuğuma uzun süre nasıl kullandırabilirim? Yetişkinler için onay alan ilaçları, çocuklar üzerinde denemeden, rahatlıkla reçete edebiliyorlar. Uzun süreli psikiyatrik ilaçların kullanılmasına en güzel örnek;14 yaşındaki Pontiac Michigan’da yaşayan Mat Smith, 10 senelik Ritalin kullanması sonucu, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Otopsi raporunda Ritalin’in kalp büyümesine yol açtığını, normal bir insanın kalbi 350gr civarında iken Mathew’in kalbi 420 gr olarak ölçülmüş. Bu da uzun süreli Ritalin kullanmasının bir neticesi olarak kayıtlara geçmiştir.
Çocuğunuza kendi ellerinizle kokain verip onu sakinleştirmek dikkatini veya davranışlarını kontrol altına almak ister miydiniz? Elbette hayır. Ritalin DEA’nin schedule II. grubuna girer. Bunun anlamı ise, formolojik olarak amfetamin ve kokaine benzer özellik taşıması ve aynı etkiyi göstermesi demektir.
Buna ek olarak, Ritalin’den sonra Hiperaktivite için şu ilaçlar da kullanılıyor: Adderall, Dexedrin, Cylert,Tofranil ve Norpramine… Norpramine kullanımının çocuklarda ani ölümlere neden olabileceği doktorlara bildirilmiştir. Cylert ise ciğerlerde hasarlara yol açabilir. Hastalarıma her zaman şunu tavsiye ediyorum; eczaneden ilaçlarını alırlarken PDR listesindeki ilaçlarla ilgili, özellikle ek bilginin verilmesini ne gibi ilaç türleri kullandıklarını, bunların yan etkilerinin, ne olabileceği konusunda bilgi istesinler.Selective Seritonin Reuptake Intibitor (SSRI) ilaçları olan Prozac, Paxil, Luvox ve Zoloft da DESH tedavisinde kullanılan antidepresanlardır. Yan etkileri yüksek derecede olan bu ilaçların, 18 yaş altı çocuklarda kullanılmaması gerekmektedir. FDA raporuna göre, kullanan çocuklarda %90 oranında intihar girişimi ve şiddet uygulamaları gerçekleşmiştir. Bu tip ilaçlar kalp problemlerine ve paranoyaya yol açabilir. Bu elbet her çocuğun bu etkileri yaşayacağı anlamına gelmez. Ama risk çok yüksektir; hele ki başına gelen için %100’dür. Doktorunuz eğer bu tür ilaçların yan etkilerini size açıklamamışsa, sizin kendinizi bu konuda eğitmenizde fayda vardır. Eczacıdan özellikle bu açıklama belirten yazıları isteyiniz.
The United Nations Controlled Subtance Board (UNCSB) raporuna göre, Ritalin 1985 ile 1992 arasında belli sabit bir oranda kullanılırken, 1992 ile 1996 arasında bu kullanım miktarı üçe katlanmıştır. Ritalin kullanımının bu derece artmasından kaygı duyan UNCSB uyarısını yapmıştır; çünkü Amerika tüm dünyada kullanılan Ritalin’in %90 ını tüketir. Oysa bazı ülkelerde Ritalin’in ismi bile bilinmez, kullanılmaz.
1998 Dünya Sağlık Örgütünün verdiği konferansta Hiperaktivite ile ilgili yapılan tartışmalarda, NIH raporuyla belgelenen şu sonuçlara varılmıştır:
1- HADE teşhisini kanıtlayacak, bağımsız araştırmalar yapılmış ve sonuçları geçerli sayılmış bir test yoktur. Bunun anlamı objektif olarak sunulacak bir kanıt olmayışıdır. Yapılan kan testlerinde ise hiç bir anormallik gözükmemektedir. Çekilen tomografilerde hiç bir anormallik söz konusu değildir. Genellikle ortaya sunulan kanıtlar ise sübjektiftir (dış görünüşe göre konulur).
2- Hiperaktivite nin beyinden kaynaklandığını kanıtlayacak hiçbir veri yoktur. Bu psikiyatrisler in koymuş olduğu bir etikettir. Genellikle psikiyatrist önce “hikâyeyi” dinler ve gözlemleri üzerine çocuğa reçetesini uzatır.
3- Genellikle ilaçların klinik deneme süreleri çok kısa tutulur. Bunlar en fazla üç ay için denenmiştir ve büyük bir rahatlıkla uzun süreli kullanım için reçete edilerek bunun getireceği yan etkiler göz ardı edilir. Bu ilaçların bazıları da yarattıkları olumsuzluklar nedeniyle 2 veya 3 yıl içinde raflardan apar topar kaldırılıyor
4- Kullanılan ilaçlar tam olarak davranış problemlerini normale indirmez. İlaç bir miktar yardımcı olur belki ama yapılan araştırmalarda akademik açıdan ve sosyalleşmeyle ilgili çok az bir ilerleme kaydedilmiştir. İlaç kullanıldığı zaman, ilk etapta işe yarıyormuş gibi görünür ama akademik olarak, çok da büyük gelişme kaydetmez..
5- Hiperaktivite de belirtilen dikkatsizlik, ihmalkârlık gösterecek herhangi kesin bir veri yoktur. Ofisime gelen çocukların çoğu psikiyatri tarafından DEHS etiketi yapıştırılıp, dikkatsizlik, ihmalkârlık ve sorumsuzlukla suçlanan çocuklardı. Ama bunun tam da böyle olduğunu belirten tüm veriler çoğunda yoktu. Böyle olduğu halde, binlerce çocuk ve yetişkin her sene ilaçlara mahkûm ediliyor.
6- Hiperaktivite tedavisinde kullanılan ilaçlar compulsive and mooddisorders’a neden olabilir ve bu ilaçların varlığı ilerde kanuna aykırı, yasak ilaçların başını çekebilir (veya alışkanlık yapabilir). Yüksek dozda kullanılan ilaçlar hipertansiyona neden olabilir, sinir ve dolaşım sistemine zarar verebilir.
Ritalin sonuç olarak Hiperaktivite yi tedavi etmiyor. Geçici bir süre, kullanıldığı sürece- belirtileri baskılıyor. Tersi olsaydı, ilaç bırakıldığında bu belirtiler tekrar baş göstermezdi. “Journal Of The American Academy Of Child and Adolescent” in sekiz yıl süren araştırması sonucunda kanıtlandığı gibi; ilaç kullanan çocukların, %80ninde DEHS belirtileri hala devam ettiği gibi, yine bu çocukların %60′ında durum daha ağır bir tabloda seyretmiştir (oppositional Disorder ve Conduct disorder gibi). Sonuç olarak; tedavide ilaç kullanan çocukların %80’inde durum düzelmediği gibi, %60’ının durumu daha da kötüye gitmiştir.
Öncelikle Ritalin ve genelde tüm amfetaminlerin ortak yan etkileri, iştahsızlık, kilo kaybı, baş ağrısı, huy değişiklikleri, büyüme ve gelişmenin yavaşlaması, uykusuzluk, alınganlık, çabuk öfkelenme ve tikler olarak karşımıza çıkmakta. Uzun vadede kullanılan ilaçların ne tür zararlar getireceği bilinmemekle beraber, bunun kalbimizi, sinir sistemimizi, böbrek ve ciğerlerimizi ne derece etkileyebileceğini göz ardı etmemek gerekir. Bu ilaçların klinik deneme sürelerinin üç ay kadar olduğu da düşünüldüğünde, çocukların küçük laboratuar fareleri gibi kullanılarak, uzun vadede bu ilaçların etkilerinin denendiği akla geliyor.İlaca yönlendirilen, baskı yapılan aileler bana geldiklerinde şunu söylemişlerdi; “ Eğer çocuğunuz diyabetikse ve nasıl bunu tedavi etmek için ensülin kullanılıyorsa, Hiperaktivite tedavisi için de kullanılan Ritalin aynı şeydir”…
Burada özellikle bir şey belirtmek istiyorum; Hiperaktivite hiçbir şekilde diyabetik gibi bir hastalık değildir, ensülin de Ritalin değildir.. Diyabet hastalığı tıpta gerçekten objektif olarak kanıtlanmıştır. Yapılan kan testleri de bunu gösterir ama Hiperaktivite yi kanıtlayacak objektif bir kanıt yoktur. Ne kanda, ne de beyinde. Ensülin vücut tarafından salgılanan hayat için gerekli doğal bir hormondur. Ritalin ise kimyasal, amfetamin grubunda olan bir ilaçtır ve yaşam için de çok gerekli bir şey değildir. Diyabet bir ensülin eksikliğidir. Peki, Hiperaktivite bir Ritalin eksikliği midir?
Hiperaktivite tedavi etmek için ya amfetamin veya amfetamine benzeyen ilaçlar kullanılıyor. DSM (Diognostic and Statistical Manual) teşhis rehberine göre, amfetamin bağımlılığı yaratan belirtiler şunlar; depresyon, çabuk öfkelenme, aşırı derecede kendini mutlu hissetme, endişe, huzursuzluk, yerinde duramama, takıntı, kızgınlık, gerginlik, kavga etme isteği, göğüs ağrısı, şaşkınlık, karıştırma, ani nöbetler, koma, sosyalleşmede azalmalar, görevini yapamama… Bu ilaçlar kötü nöbetlere de yol açabilirler ve kanunsuz olarak sokaklarda satılan ilaçlarla eş değerdedirler. Ve bunları emin, güvenilir diyerek, küçük çocuklara reçete edebiliyorlar.
Michiagan eyaletinin, Pontiac şehrinde John Smith 10 sene boyunca kullandığı Ritalin’den dolayı kalp krizi geçirerek, 14 yaşında hayata veda etti. Medical examiner otopsisi, ölümün uzun süreli Ritalin kullanımından dolayı gerçekleştiğini rapor etti. Ailesi kendilerine Ritalin kullanmaları için çok baskı yapıldığını, reddettiklerinde ise okul yönetiminin Çocuk Koruma Servisini araya sokarak, bu ilaçları kullanmak zorunda kaldıklarını ve otopsi raporunda ise çocuklarının Ritalin yüzünden öldüğünü söylemişlerdir. Bunun üzerine psikiyatri camiası, otopsi raporuna karşı çıkarak, Ritalin’in 40 seneye yakındır kullanıldığını, bu ilaçların güvenilir ve yan etkilerinin de zararsız olduğunu savunmuşlardır. Evet, bu ilaçlar 40 seneye yakindir kullanılabilir ama bu ilaçlar bir kişinin üzerinde bu kadar uzun sureli denemiyorlardır! İlaç şirketleri bile Ritalin’in kalbi etkileyebileceğini beyan etmişlerdir.
Formolojik olarak, Ritalin kokaine benzer ve düşünebiliyor musunuz okul yönetimi, kendi elleriyle çocukları kokain kullanmaya zorluyor, psikiyatrist de bunu reçete ederek destekliyor. Eğer John Smith kanunlu reçete edilen, Ritalin yerine, 10 sene boyunca kokain kullanmış olsaydı ve bu nedenle kalp krizi geçirerek ölseydi, çevre bu kadar donup kalmayacaktı, ilacı kullanmaları için baskı yapanların yakasına yapışmayacaktı. Ama iş ilaç (Ritalin) olunca, ister istemez konunun boyutu değişiyor. Hatta doktorlar, otopsi raporunu hazırlayan kişilere Ritalin’in çocuğun kalbini etkileyerek ölmesine sebep olmuştur raporu üzerine, böyle bir şeyin olamayacağını söyleyerek protesto etmişlerdir.
National News’in Ocak 1999’da verilen raporuna göre Ryan Ehlis öğrenimini yaptığı kolejde derslerine çalışabilmesi ve konsantre olabilmesi için kullandığı 10 günlük Adderal’dan sonra bunalıma girerek cinnet geçirmiş ve küçük kızını öldürmüştür. Kendini de mahkemede şöyle savunmuştur ; “Tanrı kızımı öldürmem için bana emir verdi.” Mahkemeye gelen, psikiyatrist doktor ve ilaç şirketlerini temsil eden iki kişide, Adderal’in sıkça olmasa da, yan etkilerinden birisi olabileceğini, ruhsal bir çöküntü yaratarak, psikopatotolojik davranışlar içerisine girilebileceğini belirtmişlerdir. Peki, böyle bir olasılık varsa neden hala kullanılmaya devam ediliyor veya bu olasılıklar neden insanlardan gizleniyor?
Okullarda öğrencilerin yarattığı şiddet olayları, okul yönetimini alarma geçiriyor ve okuldaki şiddet davranışlarının psikiyatrik ilaçlarla bağlantılı olabileceği vurgulanıyor. Colorado’da yaşayan Eric Harris, öğrenimini yaptığı lisede yaşattığı şiddet eylemlerinde silahla etrafa ateş açarak 12 kişiyi öldürmüş sonra da intihar etmiştir. Luvox şirketlerinin bildirdiği, ilacın içeriğine bakacak olursak, Luvox kullanımı şunlara neden olabilir; intihar teşebbüsü, ruh ve düşünce bozuklukları, heyecanlanma, tahrik olma, çılgınlık, cinnet geçirme, paranoyaklık, endişeli olma hali. Bu tür şeyler sizi şok etmemeli çünkü ilacın yan etkileri kişinin şiddet içeren eylemlere girmesinde çok büyük etkendir.
Bu konuyla ilgili soruşturmada şahit olarak konuşan Wiseman (National Presindent of Citizens Commison on Human Rights), araştırmalar sonucu ulaşılan, psikiyatrik ilaçların şiddet yarattığı ve şiddetle bağlantısı olduğuna dair bilgileri bir rapor halinde mahkemeye sundu.
1- Mayıs, 25,1997’de 18 yasındaki Jeremy Strohmeyer Lasvegas Neveda’da, 7 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz ederek öldürdü. Yapılan soruşturmada Jeremy’ye Hiperaktivite teşhisi konmuş ve Dexedrine ile Ritalin kullandığı ortaya çıkmıştır.
2- Ekim, 1,1997’de Pear Missisisippi’de 16 yaşındaki Luke Woodhem, 50 yaşındaki annesi Mery Woodhem’i bıçaklayarak öldürdü. Hızını alamayan Luke bu sefer de okuluna yönelerek etrafa açtığı ateş sonucu 2 kişiyi öldürdü. Yapılan araştırma sonucunda Prozac kullandığı ortaya çıktı.
3- Aradan iki ay geçmeden Aralık, 1,1997’de 14 yaşında Micheal Carneal, West Paduch Kenduck silahla öğrencilere ateş açtı. 3’ü öğrenci 5 kişi yaralandı ve bir kişi sakat kaldı. Micheal’in Ritalin kullandığı anlaşıldı.
4- Şubat, 1998 Huntsville Alabama’da bir genç, ruhsal bunalım geçirerek ailesine baltayla saldırdı, bir kişiyi öldürdü, diğeri de ölümden dondu. Bu çocuğun Ritalin kullandığı öğrenildi
5- Mart, 21 1998 Jonesboro, Arkansas 11 yaşındaki Andrew Golden ve 14 yaşındaki Mitchell Johnson okulda silahla ateş açarak 15 öğrenciyi hedef aldı, 10 öğrenci öldü ve 1 öğrenci yaralandı. Bu ikisinin de Ritalin kullandıkları öğrenildi.
6- Mayıs, 21 1998’de 15 yaşındaki Kip Kinkel, Springfield Oregan’da ailesini öldürdü sonra okuluna yönelip açtığı ateş sonucu 2 kişiyi öldürdü, 22 kişiyi yaraladı. Kinkel’in Prozac ve Ritalin kullandığı öğrenildi.
7- Nisan, 16 1999 Notus, Idaho; 15 yaşındaki Shawn Cooper, önce okulu ateşe verdi sonra da açtığı ateş sonucu 1 kişiyi yaraladı, bir öğrenciyi de 20dk esir aldı. Sonradan Ritalin aldığı öğrenildi.
8- 14 yaşındaki Rod Mathews ilkokul 3. sınıftan beri Ritalin kullanıyordu ve sınıftaki arkadaşlarından birisinin kafasına beysbol sopasıyla vurarak ölümüne sebep oldu. 9- 18 yaşındaki Eric Harris, Columbine high school’da öğretmenini ve 12 öğrenciyi vurup ardından kendini öldürdü. Eric’in antidepresan ilaçlarından Luvox’u kullandığı öğrenildi.
10- Mayıs 20,1999 Conyers Georgia; 15 yaşındaki T.J Soloman okulunda açtığı ateş sonucunda 6 kişiyi yaraladı. Ölen olmadı T.J’in Ritalin kullandığı ortaya çıktı.
11- 19 yaşındaki James Wilson, 5 seneden beri kullandığı psikiyatrik ilaçların etkisindeyken okulunda açtığı ateş sonucu iki kişiyi öldürdü. 7 öğrenci ve 2 öğretmen yaralandı.
İlaç şirketlerinin, kendi ilaçları için belirttikleri beyannameye göre, yan etkileri arasında paranoyak ve psikopat davranışlara yol açabildiği söyleniyor. Eğer durum bu ise, şimdiden birçok çocuk bu ilaçlarla haşır neşir olmuş durumda. Yapılan birkaç araştırma sonucunda, Ritalin ve diğer psikiyatrik amfetamin ilaçlarının kullanılması sonucu psikopat belirtilerin %2 olabileceği belirtilmiş. Eğer durum böyle ise ve şöyle düşünecek olursak çıkarılan sonuçlara bakın, şu anda en az 5 milyon çocuk Ritalin ve amfetamin ilaçlarını kullanmakta. Eğer verilen bu rakamlara göre %2 psikopat davranışlar sergilerse bu 100.000 çocuğu bulur. Bu da hiç göz ardı edilemeyecek bir rakam. Düşünebiliyor musunuz bu 100.000 çocuğun eline silah alıp, önüne gelene ateş açtığını? Sonucu şimdiden düşünmek bile korkunç.
Hiperaktivite tedavisinde kullanılan ilaçların, ilaç şirketlerinin verdiği beyannameye göre yan etkileri şunlardır;
Amfetaminin tipi;
RITALIN: Damarlarda hasara yol açan hastalık. Kanda pıhtılaşmayı sağlayan trombosit hücrelerinin sayıca azalması. Tansiyonun yükselmesi, kalp ritminin bozulması. Kalp atışlarının hızlanması. Anjin, iştahsızlık, büyümeyi engellemesi. Uykusuzluk, karın ve baş ağrıları, yüz tikleri, kaslarda gerilmeler ve burulmalar. Sinir sistemini etkiler, sinirlilik, saldırgan bir yapıya dönüşmesi, heyecanlı bir yapıya bürünmesi, depresyon. Fiziksel anormal davranışlar, endişeli kaygılı olma hali, psikopat davranışlar içersine girme hali, uzun sureli kullanılışında yan etkilerinin neler olabileceği belirtilmemiş.
ADDERALL: Uzun süreli kullanımı sonucunda, kronik hap bağımlılığı kazanır. Kalp atışlarının hızlanması, hipertansiyon, kalp adalesini güçsüzleştirir.
DEXEDRINE: Uzun süreli kullanımı sonucu, yüksek derecede bağımlılık yapar. Çarpıntı, kalp atışlarının hızlanması, hipertansiyon, kalp adalesinin güçsüzleşmesi.
PROZAC: Endişe ve sıkıntılı olma hali, tez canlılık, cinnet geçirme, intihar eylemleri, heyecanlı bir yapıya bürünme, unutkanlık, hafıza kaybı, duygusuz olmak, paranoya, hayali olarak yaşamak, kuruntu, depresyon belirtileri. Hapı aldığı zaman kendini iyi hissetmek. Kalp krizi, kalp yetmezliği, kalp ritminin bozulması, hipertansiyon, kalp damarlarının tıkanması.
ZOLOFT: Delilik ve cinnet geçirme belirtileri, heyecanlı bir yapıya bürünmesi, endişeli olma, paranoyak reaksiyonlar, kuruntu, saldırgan reaksiyonlar, kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı, hipertansiyon, baş dönmesi, kalp krizi, kalp atışlarının hızlanması.
PAXIL: Heyecanlı olma hali, depresyon, hap bağımlılığı, endişeli ve sıkıntılı olma hali, unutkanlık ve hafıza kayıpları, kuruntu, hissiz olmak, paranoyak reaksiyonlar, hapı alınca kendini iyi hissetmek, kalp atışlarının hızlanması, hipertansiyon, EKG’nin anormal olması, kalp krizi.
LUVOX: Delilik ve cinnet geçirme hali, hafıza kaybı, kuruntu, hap bağımlılığı, düşmanlık hissi, paranoyak reaksiyonlar, fobi (korkular), anjin, kalp yetmezliği ve kalp krizi.
NORPRAMINE: Cinnet geçirme, endişeli olma hali, kuruntu, yerinde duramama, heyecanlı olmak, kâbus görmek, uykusuzluk, şaşkınlık, çoğu şeyi birbirine karıştırma hali, el titremeleri, çocuklarda ani ölümlere neden olur, kalp krizi, kalp tıkanıklığı, felç, kalp ritminin bozulması.
Bu konuda bir takım mahkemelik şikâyet olayları da olmuştur. Özellikle Ritalin’i üreten Novartis şirketini şikâyet eden bir aile, 11 yasındaki kızlarına kullandıkları Ritalin sonucunda doktorun dozu yükseltmesi ve bunun kalp atışlarını hızlandırması sonucunda kızlarının ölümüne sebep olduğunu belirtmiştir.
Diğer üç şikâyet ise Texas, California ve New Jersey’de gerçekleşmiştir. Bu yine Novartis şirketi ve Amerikan Psikiyatri Association aleyhine dava açılmıştır. Texas’ta yapılan şikâyetlerde, kar amacı gütmediğini söyleyen CHADD grubu (ilaç şirketleri bu grubu besliyor) vermiş olduğu yanlış bilgiler sonucu ilaç marketinin özellikle Ritalin’in, büyük bir ölçüde tüketilmesi için önayak olmuşlardır.(www.ritalinfroud.com)

bu kadar net bir sekilde bizi aydinlatan bu yaziyi okumamizi sagladiginiz icin size cok tesekkur ederim.
Yaşım 15-16 dı kullandım ve saçım döküldü kullananlara tavsiyem kullanmayın !