DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE(2)

ÇOCUĞUNUZLA İLGİLİ VE ALAKALI OLDUĞUNUZU BUNU ONA KANITLAYIN!. 

1- Çocuğunuzun ilgisini yakalayın. Buda çocuğunuzla göz göze gelerek olur. İletişim için göz teması çok önemli bir etkendir bu tur çocuklar için. Bu ona sizin onu dinlediğinizi ve ilgilendiğinizi gösterir!. 

2- Bir şeyleri onlara aşılarken, bunun bir günde olacağını beklemeyin. Bu tür şeyler zaman ve sabır ister. Olumlu gelişmeler gördüğünüz an, onları güzel sözlerle ödüllendirin!. 

3- Eğer durumunuz müsaitse; en güzel hediye onlara bir bilgisayar almak olacaktır. Eğitici ve öğretici yazılım programları (yazmak, okumak, matematik, yoğunlaşma gerektiren oyunlar) onları eğitmeniz ve öğretmeniz daha kolay olacaktır. Çünkü çocuklar bilgisayarın başına oturunca, bu tür şeyleri isteyerek ve severek yaparlar!. 

4- Eğer çocuğunuzun bilgisayarı yoksa dikkatini yoğunlaştırabileceği oyunlar keşfedin ve bunu eğlendirici ve ilginç bir şekilde uygulamaya sokun. (kâğıt oyunları, satranç ve buna benzeyen oyunlar, yaratıcı olun.) 

5- Çocuğunuzun aktif bir dinleyici olmasını sağlayın!… Mesela hikâye kitabi okurken, içinden kendinizce bir şeyler yaratın. Pasifçe okuyup geçmek yerine, aktif bir şekilde, Peki simdi burada ne olacak? Bunun ismi nedir?  Bundan sonraki sayfada sence ne olacak? Buna benzeyen bir suru sorular hikâye kitap’ının konusuna göre üretebilirsiniz ve bu sayede çocuğunuzun aktif bir dinleyici olmasını sağlarsınız. 

6- Çocuğunuzun hafızasını her zaman için yoklayın. Bu tür çocuklar çoğunlukla çoğu şeyi(işlerine gelmeyen) unuttukları için hep hatırlatılmak istenirler!. 

7- Çocuğunuzu her zaman için motive edin. Bu onun başarıya gitmesini sağlayacaktır. Bir şeyleri yanlış yaptığı zaman onları azarlamayın. Yanlışlarını, doğrularla düzeltmeye çalışın. 

8- Hayat öğrenmektir. Onun için yeniliklere, yaratıcılıklara ve yeni fikirlere açık olmalıyız. Elbette her insan hata yapabilir. Önemli olan bu hataları yinelememektir. Çocuğunuz için her zaman, için mücadeleye hazır olun. Onları hayata kazandırın. Verebileceğiniz kadar sevgi ve ilgi verin. Zira bu tur çocuklara verilen günlük sevgi ve ilgi çabucak akıp gider!.. 

9- Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmeye özen gösterin. İşten geldikten sonra her şeyden uzak (müzik, televizyon, diğer kardeşler) ikinizin iletişimi sırasında sizi rahatsız etmeyecek her türlü etkenden uzak, sadece 20 dakika siz ve çocuğunuzla olan yakinliğiniz ve ilginiz olacaktır. 

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bir problem olarak, bir kişiyi etkilemez. Bunun yanında beraberinde getirdiği problemlerle çoğu kişiyi etkiler. Bu nedenle sadece çocuğu tek başına bir problem olarak görmek yerine, çocuğun altında yatan problemler(aile, çevre, arkadaş, okul ilişkileri) üzerinde de yoğunlaşmanız gerekir. 

Çoğunlukla Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite tanısı koyulan çocuğa sahip olan aileler sık sık çevreden utanma, sıkılma yoluna gider. Nedeni de dışardan gelen tepkilerden dolayı, sorumsuz ve kötü aile olarak ilan edilirler. Kendinizi saygınsız, itibarsız olarak hissedersiniz çünkü çocuğunuz sizin istediğiniz gibi davranışlar sergilemedikleri için.

Diğer çocuklarla kıyaslanmaya başlandığında da, genellikle favori listesinde olmayacaklardır. Bu işe canınız sıkılabilir, üzülebilirsiniz. Özellikle bazı kişilerin “Neden çocuklarına bakmıyorlar veya çocuklarını kontrol etmiyorlar. Ne kadar sorumsuz bir aile, çocuklarına hiç bir terbiye vermemişler gibi bu tür sözler sarf ettiklerini çoğu zaman duymuşsunuzdur. Çocuğunuzun sergilemiş olduğu davranışlar, bir aile olarak sizin omuzlarınıza yüklenir, sizler suçlanırsınız.

Eğer siz elinizden geleni yapmış, çocuğunuzu anlama yoluna gitmiş, bahsettiğimiz olayları yerine getirmiş, çocuğunuzun başarılı olması için her yolu denemiş iseniz artık bundan sonrası için, bazı şeyler sizi hiç üzmesin. Çünkü sizin ELESTİRİLMEYE değil bir madalyaya ihtiyacınız var. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite’li çocuklarla uğraşmak hiçte kolay bir iş değildir. Sabır ve zaman ister!… 

Çocuğunuza, onların bu dünyada en önemli varlıklar olduğunu hissettirin. Bunun içinde yapmanız gerekenler ise; 

-  Arabanızı eve gelmeden önce bir yere park edin.

— Kendinize şunu söyleyin. Bu çok uygun bir zaman benim için. Eve girdiğimde, çocuğuma pozitif aile modeli uygulayacağım.

— Kendinizi dinlendirecek, yumuşak bir müzik koyun ve gevşemeye çalışın. İş stres’sini eve taşımamaya calisin.

— Bu arada bu gece ve yarın için yapacağınız işlerin listesini kafanızdan dinlenerek organize yaparak geçirin.

— Gözlerinizi 10 dakika kapatıp, derin derin nefesler alın. O an kendinizi ıssız bir kumsalda yürüyüş yaptığınızı düşünün. Rahatlamış ve gevşemiş olarak gözlerinizi açın.

— Şimdi eve gitmeye hazırsınız. Eve girince ilk 10 dakika veya daha fazlasını çocuklarınızla alakalı olduğunuzu gösterin. O anda çocuklarınız bir şeylerle mi oynuyor sizde onlara katılın. Sevginizi ve ilginizi aktarın. O an için birbirinizle eğlenin. Eğer telefon çalarsa açmayın, bırakın tele sekreter yapsın o işi. 

SİZE YARDIMCI OLACAK BAZI TEKNİKLER

Çocuklarınızı disiplin etmek ve bazı şeylere alıştırmak için şu teknikleri kullanabilirsiniz.

1- OKUL OTOBÜSÜ SİSTEMİ:
Bir tane okul otobüsü resmi çizin. Her camına onu tarafından yerine getirilmesi gereken iş bölümlerini yazın. Kendinize gülen yüzlü etiketler alın veya kendiniz yapın. Her yaptığı iş için otobüsün camına etiketleri yapıştırın. Otobüsün camları ne zaman dolarsa, onun karşılığında bir sürpriz hediyeniz olduğunu söyleyin.

2- MUTLU ELLER SİSTEMİ:
Çocuğunuzun sorumluluklarını yapmasını veya olumlu davranışlar sergilemesini istiyorsanız, çocuğunuzun elinin resimlerini çizin. Her bir parmak için yapması gereken işleri(bu ev ödevi, odasını veya eşyalarını toplaması, yüzünü yıkama, dişlerini fırçalama vb…) yazın.Çocuğunuz hangi isleri yapmışsa, yapılan parmağı kendisi boyasın. Yapılmayanlar ise boş kalacak. Yine bunun karşılığında küçük bir hediyeniz olsun. Tabiî ki yaptığı parmaklar kadar olanına hak kazanacak….

3- ÖDÜLLENDİRME:
Kendinizce değişik şekillerde biletler veya yıldızlar hazırlayabilirsiniz. Her güzel bir davranış veya olumlu davrandığında(söz dinlediğinde) bu biletlerden veya yıldızlardan bir tane veriniz. Topladığı bilet sayısınca, karşılığında yine küçük bir hediyeniz olsun. Teşvik ve istekle yapmaları için.

4- YARATICI OLUN:
Elinize üç tane kart alın. Bunların üzerine üzgün bir yüz, diğerine kızgın bir yüz, üçüncü karta’ da öfkeli bir yüz çizin. Bu bir oyun seklinde oynanacak. Eğer üzücü davranışlar sergilerse, bunu götürüp görmesi için buzdolabının üstüne yapıştırın. Sizi daha fazla üzerse kızgın yüzü yerleştirin. Daha da yaparsa öfkeli yüzü yerleştirin. Ayrıca bu tekniği çocuğunuzdan kendiniz içinde kullanmasını isteyiniz. Sizinde göremediğiniz, sinirlendiğinizde veya bağırdığınızda onu üzdüğünüzü anlayamazsınız. Bu nedenle ondan sizi uyarması için bu kartları kullanmasını isteyiniz. Büyük insanlarında hatalar yapabileceğini yapılan hataların birbirinizden öğrenmesi gerektiğini de vurgulayınız. Böylece her iki taraf taraf içinde adaletli bir oyun sergilemiş olursunuz. Bunun karşılığında sevdiği bir şeylerden kısa bir süre için mahrum edin.

5- KARARLI OLUN:
Olumsuz davranışlar sergilediklerinde veya sorumluluklarını yerine getirmediklerinde, onlara 3′e kadar sayacağınızı söyleyin. Bunu yaparken de biraz ses tonunuzu yükseltebilirsiniz. Bunun anlamı sana 3′e kadar zaman veriyorum. (biirrrr, ikiiiiii, üçççççççççççççç) Oda bu süre zarfında düşünmeye zamanı olacaktır. Üçten sonra başına gelecekleri tahmin edebileceği (oda cezası veya sevdiği bir şeyden mahrum etmek) için kendine çeki düzen verecektir.

Ayrıca şunuda ekleyebilirsiniz. Çocuğunuzun yapmasını istediğiniz bir şey olduğunda, inatlaşan çocuğunuza yine 3′e kadar sayacağınızı söyleyin. Halada yapmıyorsa su mesajı veriniz. “Bunu yap eğer yapmazsan yinede gelip sana yardım edeceğim”. Ses tonunuzu kendinizce ayarlayın.

6- Bu teknik biraz daha küçük çocuklar(3-5 yas arası) için kullanabilir. Çok sevdiği bir bebeği ve oyuncağı(yumuşak ayıcıklar olabilir). Bunlardan birisini seçip bir sandalyeye oturtun. O andaki ikinizin arasında gecen anlaşmazlık veya problem neyse, bunu konuşma yoluyla oyuncağına aktarın. Siz kendi düşüncelerinizi, oda kendi düşüncelerini söylesin. Böylelikle bir nevi konuşma yolu ile her iki tarafında rahatlaması için iyi bir yöntemdir.

7- Çocuğunuzla aranızda bir kontrat imzalayın. Özellikle okul dönemindeki çocuklar için iyi bir metottur. Çocuğunuzun zayıf noktaları ne olabilir? Neleri değiştirmek istiyorsunuz? Evin içindeki sorunlarınız nelerdir? Bunlar organize olması, dişlerini fırçalaması, odasını ve masasını düzenli olması, güzel davranış şekilleri, ev ödevleri vb… şeyler olabilir.

Her ailede değişik yasam tarzı olduğu için, evinizin içindeki gelişen olayları siz daha iyi bilirsiniz. Bu seçenekleri kendinizce azaltabilir veya çoğaltabilirsiniz. Çocuğunuza haftanın 7 gününü içeren bir çizelge hazırlayın. En başına da yapması gereken işleri ve görevleri sıralayın. Her yaptığı is için artı(+) puan verin, yapmadıkları iş içinde eksi(-) puan verin. Bunu günlük aksatmadan akşamları çizelgenin üstüne gereken işaretleri koyun. Hafta sonu gelince yaptıkları isleri(artıları) toplayın. Yapmadıkları işleri eksileri de artılardan çıkarın. Çıkan sonuç kadar ona cep harçlığı ayarlayın(bütçenize göre). Yalnız bu iş bölümlerine bir şayi verin mesela ev ödevi 4 puan olsun diğerleri de 2 veya 1 puan olsun. Çocuğunuzun hangi konuda yoğunlaşmasını istiyorsanız her zaman ona büyük puan verin ki çocuğunuz büyük bir merak ve istekle yapsın. Yani sen bunları bunları yaptın, bunun karşılığında da şu kadar para kazanmaya hak kazandın demeye getirin. Eminim diğer haftalarda bunu devam ettirmek ve eksi puan almamak için daha bir gayret gösterecektir. Hemde bu yaptığın şeyler beni çok mutlu etti ve bunu sen hak ettin mesajını verir.

Çocuğunuzun yapması ve unutmaması için şunları da yapabilirsiniz. Her odanın uyulması gereken kuralları vardır. Odasının kapısına gerekli yapılması gereken iş ve görevlerini asın. Tuvaletin kapısına dişleri fırçalaması, elini yüzünü yıkaması, saçlarını taraması vb.. Mutfakta yapılması gereken kurallar ve bunu dolabınızın üstüne asın. Çoğu şeyleri unuttukları için en çok görülebilen yerlere listelerinizi yerleştirin. “Anne unuttum ” sözünü en aza indirgemiş olursunuz.

ÇİZELGENİN FAYDALARI:

- Çizelge(liste) çocuğunuzun kişiliğinin gelişmesine yardımcı olur.- Çocuğunuz sizin tarafınızdan dikkate alındığını görecek, yapıcı ve olumlu bir şeyler yaptığını kendide hissedecektir.

- Çizelge çocuğunuzu motive edecek ve organize olma alışkanlığı kazandıracaktır. Vazife ve ödevlerini bitirecektir.

- Çizelge çocuğunuzun azarlanma payını düşürecektir ve kişiliği ve görüntüsü olumlu derecede kuvvetlenecektir.

- Çizelge iyi huylu olmasını sağlayacak ve okul döneminde ona çok yardımcı olacaktır.- Çizelge çocuklarınızın sorumluluk yükü olduğunu öğretecektir.

NEUROFEEDBACK PROGRAMI VE DENEYİMLERİ

Yeni yaklaşımlar içerisinde, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite’yi kontrol altına almak için en heyecanlı öğrenme yöntemiyle öğrenmeye neurofeedback adı verilir. Kişiye yetki verir. Kişilerin dikkat etmesi için onları bir değişime uğratır. 25 seneden fazla süren üniversite laboratuarında ki araştırmalar sonucu, bunun çok başarılı, zararsız, yan etkisi olmayan bir tedavi şekli olduğu kanıtlanmıştır. Bu çok hoşnut olunabilecek bir gelişmedir. Çünkü neurofeedback’in hiçbir şekilde yan etkisi yoktur. Kimyasal ilaçlarla beyni uyarmak yerine, Neurofeedback deneyimlerinin insanların dikkatini bir yerde toplaması, konsantre olması için en son gelişmiş bilgisayar teknolojisiyle kişilere yardımcı olmak için sunulmuş bir tedavi seklidir. 

Beynimizin içi milyonlarca neuronlarla doludur. İçindeki özel hücrelerde küçük pilleri temsil eder. Bunların aktif hale gelmesiyle, birbirine çarparak elektrik dalgaları meydana getirirler. Bu elektrik akımlarını neouronlar üretir ve buna beyin dalgaları adı verilir. Anormal beyin dalgalarını, sağlıklı beyin dalgaları ile değiştirme tekniği olan neurofeedback, bir öğrenme stratejisi insanların, beyin dalgalarını değiştirmesini öğreterek çalışmaktadır. Bir nevi beyin egzersizidir. Bir ya da birden fazla elektrot kafaya, iki tanesi de kulak memesine yerleştirilir. Beyin dalgaları beyin monitöründe izlenir. Kişi video oyunu seyrederken, ona bu video oyununda kendi beyin dalgalarını kullanarak hareket ettirmesi istenir. Oyuna yoğunlaştırılmış olursa oyun yürür, dikkati vermezse de oyun durur. Bunun amacı istenmeyen beyin dalgalarını artırmaktır. Neurofeedback sistemi, ağrısız, yan etkisiz, beynin içine bir şey yerleştirilmeden yapılan en güvenli bir tedavi sistemidir. Ve bu sistemle Ritalin gibi yan etkileri olan ilaçların kullanımına gerek kalmaz. En güzel etkisinin kalıcı olmasıdır. Amaç tedavi bittikten sonra hastalığın geri gelmemesidir.

Araştırmalar sonucu, bu tedavi şeklinden geçen çocukların, normal IQ skorlarından 10 skor daha arttığı görülmüştür. Uzmanlar düzenli neuorofeedback seanslarıyla istenilen beyin dalgalarının artırılması yöntemiyle beyin hücreleri üzerindeki bağlantıların güçlendiği ve kan akışının hızlandığı görülmüştür.Neurofeedback, bir ilaç terapisi değildir. İlaç kullanmak istemeyen aileler için seçilmesi gereken diğer bir seçenektir. Çocukların bilgisayar oynadığı şekilde zararsız, yan etkileri olmayan ve emin bir tedavi seklidir. Bir aile her zaman için realisttik olmak zorundadır. Panik olmaya gerek yoktur. Neurofeedback şimdiye kadar kullanılan çoğu metotlardan daha iyi olması ve sonucun yüz güldürmesidir. Neurofeedback tedavisi, bunu size söz veriyor. 

NEUROFEEDBACK PROGRAMI ŞUNLARI KAPSAR; 

1- KİŞİNİN TANITIMI: Tanışma, aile geçmişi, çocuğun küçüklükten bugüne kadar durumu. Bu test üç saati kapsar.

2- AKADEMİK TEST: IQ test, Okuma, yazma, matematik, Okul durumunun ve düzeyinin test edilmesi. Bu test üç saati kapsar.

3- TRAINING: Her seans 50 dakika sürer haftada 2 gündür. Toplam 40 seanstır.Buda su aşamaları kapsar;

A- Sakinleşme ve uyanık kalma teknikleri öğretilir.

B-Konsantre, yoğunlaşma ve neurofeedback programını içerir.

C- Öğrenme stratejisi.(buda aşağıdaki konuları kapsar.) *Zayıf olduğu dersler konusunda yoğunlaşıp, bu konuda dersler verilmesi. *Dinleme, okuma ve hatırlama teknikleri öğretilir.  

*Yazma, konuşma ve tanıtım teknikleri uygulanır. *Matematik konusunda özel teknikler öğretilir.D- Zamanla yarışma ve hafıza teknikleri öğretilir.

4- FAZLADAN GEREKLİ SEANSLAR VERİLİR.(Çocuğu daha fazla hazırlamak için 40 seans yetmiyorsa 50 seansa kadar çıkılır, bundan sonrası bedava’dır.)

ÇOCUKLARIN BESLENME ŞEKİLLERİ

Yapılan araştırmalara göre, çocuğuz un beslenme şeklini de gözden geçirmeniz gerekiyor. Seker ve sekerli yiyeceklerden mümkünce uzak durmaya ve az tüketmeye çalışın. Beynin %80 proteine %20 sekere ihtiyacı vardır. Çocuğunuzun beslenme şekilleri protein, vitamin ve minerallerle ağırlıklı olsun. Bütün çocuklar için sağlıklı besinler çok önemlidir. Özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktif tanısı yemiş çocuklarda bu daha ağır basar. Beynin iyi bir şekilde görevini yerine getirmesi için, bu tür besinler gereklidir. Beynin içi milyonlarca sinir hücreleriyle doludur, bunlara neurons adı verilir. Bilgiler, hafıza, hareketler ve bütün beynin görevini yapması bu hücrelere bağlıdır. Bütün bunlar birbiriyle bağıntılı olarak çalışır. Nutrition’li besinler beynin sağlıklı bir şekilde, görevini yerine getirebilmesi için önemli bir etkendir. Beyindeki çeşitli sinir sisteminden geçen besinler, çocukların davranış, yoğunlaşma ve huylarını etkiler. Bu nedenle beynin özel besi dolu besinlere ihtiyacı vardır.. Sadece ne çeşit bir yiyecek şekli olmadığı gibi, bunun ne zaman ve ne şekilde yendiği de çok önemlidir.
 

Bazı karbonhidratlı yiyecekler çocuğun davranışlarını sakinleştirir, bazıları da heyecanlı yapar. Bunun için hangisi iyi, hangisi kötü önce bunu ayırt etmeniz gerekir.Aşağıdaki verilen liste size bir nevi yol gösterecektir; 

MEYVELER: Elma, kiraz, portakal, greyfurt, üzüm bunlar şeker bakımından düşük gylcemix indeks içerisinde yer alır. Mümkünse meyveleri bütün olarak yemesini sağlayın. Çıkarılmış meyve sularının şekeri çabucak kana karıştığı için, mümkünse posalı vermeye çalışın.

CEREALS VE TAHILLAR: Yulaf ve kepekli tahıllar düşük gylcemix indeks ilerisinde yer alır. Makarna ve pirinçte bunun içinde yer alır.)

SEBZELER VE BAKLAGİLLER: Beyaz fasulye, barbunya, nohut, mercimek bunlarda düşük gylcemix içerisinde yer alır.)

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ: Yoğurt ve süt düşük gylcemix içerisinde yer alır.)

ŞEKER VE ŞEKERLİ İÇECEKLERDEN MÜMKÜNSE UZAK DURMAYA ÇALIŞIN.PROTEİN: Proteinli yiyecekler çocuğun beyninin gelişmesinde çok önemli bir rol oynar. Beynin %80 proteine, %20 şekere ihtiyacı vardır.(Balık ve deniz ürünleri, et, baklagiller.)

BEYNİN SAĞLIKLI YAĞLARADA İHTİYACI VARDIR: Omega–3 içeren ürünler seçiniz. Bunlar sebze yağı, somon balığı, fıstık, soya fasulyesi, avokado ve keten tohumudur. Keten tohumu yağı (flaxseed oil)  omega–3 yönünden çok zengindir. Çocuklarınızın içecekleri içerisine bir kaşık karıştırabilirsiniz.)

DEMİRLİ YİYECEKLER: Demir ve demirli yiyecekler çocukların iyi öğrenme ve davranışlarını etkiler. Demirli yiyecekler(soya fasulyesi, balık, et, mercimek, tuna balığı, kuru üzüm, arpa, istiridye ve pancar.)

KALSİYUM: Kemiklerin gelişmesi ve beyninde büyümesi için kalsiyum çok gereklidir. Sabahları verilen bir bardak süt onun sakin olmasını sağlar.

VİTAMİN VE MİNARELLER: çinko, kalsiyum, demir, lecithin, antiovidants, caroteoids, vitamin E, selenium, chromium, manganez, Vitamin B-complex, magnezyum, folik asit ve vitamin C.) 

SCHOOL-ADE
Sabahları mümkünse çocuğunuza şu sağlıklı ve besin dolu içeceği içirmeyi sağlayın.
-2 kaşık yoğurt
-6 tane donmuş çilek
-1 tane donmuş muz(yarımda olabilir)
-1 kaşık keten tohumu yağı(flaxseed oil, omega–3 içerir)
-1 kaşık bal
-Lecithin (1 porsiyon)
-1 bardak süt(fazlada olabilir, kıvamına göre ekleyebilirsiniz.)

Hepsini karıştırıcıdan geçirip, iyi yumuşak bir kıvama gelince bir bardağa alın. içine de bir pipet(kamış) koyup önüne sunun. Çocuklar pipetle içmekten çok hoşlanırlar. Bu içecek çocuğunuzun beyni için çok faydalıdır. Okulda zihninin açılmasına yardımcı olur.

KULLANILAN İLAÇLARA BAKIŞ AÇISI

Uzman doktora gitmeden önce, aile doktorunuzla görüşüp, fikir alışverişi yapın aranızda. Öncelikle bazı kararlara varmadan önce çocuğunuza yıllık kontrollerini yaptırınız. Belki gözlemleyemediğiniz, bazı hastalıklarda, böyle davranmalarına sebep olabilir. Bunlar kronik kulak iltihabi, alerji, sağlıksız beslenme şekilleri, nörobiyolojik ve troid bezlerinden kaynaklanabilir.

Bu küçük yastaki çocuklara, bu ilaçları vermelerine çok üzülüyorum diyor endişeli bir anne. Buanne üzülmekte çok haklı. Bazı aileler bu mucize gibi görünen ilaçlarla, çocuklarının hayatını sosyal ve akademik olarak kurtardığına inanırlar. Her ilacın kendine göre bir riski vardır. Aldığınız diğer ilaçların prospektüsünü okuyacak olursanız, her zaman yan etkileri şunlardır diye uyarılar vardır. Ama çoğu kelimenin ne anlama geldiğini bilmediğimiz için, etkilerinin neler olabileceğini de böylece göz ardı etmiş oluruz.

Eğer aile ilaç tedavisini seçmiş ise, öncelikle şu tip soruları sorması gerekir.-Çocuğumun bu ilaç tedavisinden beklentileri ve sonuçları ne olabilir?

-Bu ilaçların çocuklara bir zararı var mı?

-İlaç tedavisi dışında, başka tedavi yöntemleri var mı?

-Sizce hangi ilaç kullanılmalı ve neden?

-Doz ne kadar olmalıdır?

-Bunun işe yarayıp, yaramadığını nasıl anlayabilirim?

-Yan etkileri nelerdir? Ve bunları hangi durumlarda size bildirebilirim?

-Çocuğum ne kadar süre boyunca bu ilaçları kullanacak?

İlaçlar sadece bazı şeyleri yapar. Faydaları limitlidir. Eğer sadece hareketli çocuğun davranışlarını kontrol altına almak isteniyorsa, bu tür ilaçların verilmesi doğru değildir. İlaç tedavisiyle sorunlarınızın çözüleceğine inanırsınız acaba öylemi?..

İlaçlar kısa vadede kullanıldığı sürece, mucizeler yaratmış gibi görünebilir. Bizim görüşümüze göre sadece ilaç tedavisi yanlıştır. Bunun yanında aile ve okul problemleri de ele alınmalıdır. 1990′dan beri Amerikalı çocuklar ilaçlarla tedavi ediliyor.

Yapılan araştırmalarda 1995′de 1,5 milyon çocuğun Ritalin kullandığı öğreniliyor. Bu kadar hızlı yayılmasının altında neler olabilir. Neden okuldaki Ritalin kuyrukları uzayıp gidiyor? Neden bu kadar çocuğa Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite tanısı konulmuş? Bu tanı aniden neden bir sürü çocuğu etkisi altına almış durumda?… Bunun suçlusu acaba kalabalık çocuk yuvalarımı, kalabalık sınıflar mı, gelişen teknolojimi, 100′e yakin televizyon kanallarımı yoksa dehşet saçan video oyunlarımı?……Bu tür etkenlerden sonra, ilaç verilerek, sakinleştirilerek okul sistemine ve topluma ayak uydurulması bekleniyor. Kendilerince meşgul olan ve çocuklarıyla ilgilenmeyen, uğraşamayan, başa çıkamayan aile, öncelikle bu tür etkenleri de göz önünde bulundurması gerekir.

Değişen teknolojiyle birlikte, toplum nesillerini ve de çocukları da bir değişime uğratıyor!!.. Ritalin’i önerirken veya kullanırken, gerek ailenin, gerek öğretmenin ve de doktorun bu konuyu çok dikkate alması gerekiyor. Çünkü bu konuyu DEA(Drug Enforcement Administration) çok dikkate almaktadır. Nedeni de Ritalin’in vermiş olduğu yan etkileri ve DEA’nin listesinde, Ritalin schedule II listesinde yer alır.

Bunun anlamı bu ilacında diğer ilaçlar gibi morfin ve barbiturates (aniden sakinleştirici) içerisinde yer almasıdır. Bu zaten yüksek bir risktir. DEA bu ritalin reçetesi için, bir tane doktordan, bir tane eczacıdan ve bir tane kendisinde bulundurmak üzere 3 tane kopya ister. Ritalin telefon üzerinden hazırlanmaz. Mutlaka kelimelerin reçetede olması gerekir. Eğer Doktor Ritalin yazarken herhangi bir harfini unutmuş ise, eczane bunu hazırlamaz. Çünkü kimse başının belaya girmesini istemez. Reçete tekrar doktor tarafından düzeltilip, ilaç öyle hazırlanır. Bu noktada, kim bu işe karışmışsa, herkesin çok dikkatli olması gerekiyor. Zira bu konu DEA tarafından özellikle izleniyor…. İlaç tedavisine başlamadan önce doktorunuza, aile geçmişinizde veya çocuğunuzda şu tip problemler varsa bildirin.

-Kalp problemleri
-Yüksek tansiyon
-Aile geçmişinizde tik varsa
-Aile geçmişinizde akıl hastası ve ruhsal bozukluklar varsa
-Depresyon belirtileri
-Endişe, sıkıntı, nefes darlığı
-Aile geçmişinizde uyuşturucu bağımlılığı olanlar
-Ani nöbet geçirme ve felç
Kitap’ın yazarlarından Linda Thompson’in bir sözü ile cümlelerimi bitiriyorum.
 

“RÜZGARIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİREMEZSİNİZ AMA GEMİNİZİN YELKENLERİNİN YÖNÜNÜ İSTEDİĞİNİZ YÖNE CEVİREBİLİRSİNİZ!!…”
 

Kaynak: THE A.D.D. BOOKYazarı:  
DR.WILLIAM SEARS(Pediatrik),
DR.LINDA THOMPSON(Psikolog
Derleyen: HULYA DALYAN 

About these ads

~ tarafından hiperaktifcocuklar Kasım 7, 2006.

4 Yanıt to “DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE(2)”

  1. çok güzel bilgiler teşekkürler

  2. ee bendede iyi bir anne olduğumu söylebilirim çoğunu yapmaya çalışıyorum zatenn

  3. 9 yaşında bi oglum var ve 2 yaşındayken dikkat eksikligi ve hiperaktifite tanısı koyuldu 5 yıldır ilaç kullanıyoruz ritalin gibi concerta gibi şuan hala concerta 36 lık kullanıyoruz ve ben oglumda hiç bir degişiklik görmüyorum huzursuzum hemde cok huzursuzum uzun zamandır bu ilaçları kullanmasına ragmen hala oglumda bi düzelme yok hatta gün gectikçe oglumun zekası yaşıtlarından daha düşüyo onlar gibi herşeyi düşünemiyo yada şöyle söyliyim yaşının gerektirdigi gibi düşünemiyor artık caresiz kaldım lütfen bana yardımcı olun ege üniversitesi gibi büyük bi hastanede tedavi görüyoruz ama malesefki msonuç alamıyoruz yardımcı olursanız sevinirim şimdiden teşekkür ediyorum

  4. ANKARA NEUROFEEDBACK TERAPİ MERKEZİ ( ADHD –ADD (Dikkat eksikliği Hiperaktivite) başta olmak
    üzere Down sendromu,Otizm,Asperger,Epilepsi,Bipolar bozukluk,Panik atak Alzheimer,İnme,Tourette – Öğrenme
    bozuklukları – Uyku bozuklukları – Obezite – Dislexi – Anorexia – Blumia – Horlama – Migren – Bazı allerjiler –
    Tırnak yeme – Diş gıcırdatma – Adet ağrıları,Alkolizm ) Modern yaşamın beklentilerini ne kadar sağlayabiliyoruz?
    Günümüz dünyasının yüksek temposu bedenimizle beraber beynimizi de zorlamakta. Öğrencilikle başlayan, iş ve
    sosyal yaşam ile süren beklentiler ve başarılı olma zorunluluğu çoğu zaman gereğinden de fazla bir yükü
    omuzlarımıza yüklemekte. Stres artık hepimizin yaşamının bir parçası. Kendinden beklenenleri karşılamaya çalışan
    beynimize yardımcı olmazsak yorulduğunda kısır döngüye girer ve değil çalışmayı, dinlenmeyi dahi beceremez hale
    gelir.
    Kendinizi daha çok tanımak ister misiniz?
    Beynimiz çalışırken çok küçük elektrik akımları üretir. İş yaparken veya dinlenirken bu akımların ritmi değişir. Ne
    yazık ki biz bunların farkında değiliz. Eğer farkına varabilseydik, beynimizin kapasitesini artırabilecek ve böylece
    daha az hata yapacaktık, daha dikkatli olacaktık, daha başarılı ve mutlu olabilecektik.
    Neurofeedback (NFB) ile bu akımları ses ve görüntü haline getiriyoruz.
    Beynimizin farkında olmadığımız ritimleri ve anlatmak istedikleri…
    Söz konusu dalgaların en yavaşı, saniyede 0.5-4 kere tekrarlayan (0.5-4 Hz) delta dalgalarıdır. Uykuda baskındır.
    Koma, kafa travmaları, şiddetli sıkıntı halleri gibi durumlarda uyku dışında da artar. Dört yaşından sonra gözler
    açıkken artmış olması dikkat problemlerinin varlığına işaret eder. Saniyede 4-8 kez tekrar eden (4-8 Hz) teta
    dalgaları sağlıklı kişilerde yaratıcılık ile ilgilidir. Ancak hezeyanlar, gerçeklerden kopma ve bazı epilepsilerde artar.
    Alfa dalgaları ise 8-12 Hz sıklığında olup gevşek, uyanık ve geniş bir farkındalılık hali ile beraberdir. Müzmin
    ağrıları, stres ile ilgili rahatsızlığı ve mizaç bozukluğu olan kişilerde çok düşük seviyelerdedir. Alfa dalgaları korku,
    kaygı ve dikkat eksikliklerinde de düşüktür. Sakin bir vücut hali ve aktif bir zihin ile dış dünyaya dikkatin
    yönelmesi, iyi bir dikkat, bilgilerin belleğe alınması ve hatırlanması ile bağlantı, 12-14 Hz lik dalgalara SMR
    (sensori-motor ritim) adı verilir. Aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği, kaygı ve panik durumları, obsesif kompulsif
    bozukluk ile diğer stres rahatsızlıklarında ve migrende azalmış olarak bulunmuştur. Saniyede 12-16 kere tekrarlayan
    beta-1 dalgaları normal durumlarda yüksek düşünce süreçleri, mantıksal-analitik problem çözme ve odaklanmış
    dikkat ve konsantrasyon ile ilgilidir. Dikkat eksikliklerinde depresyonda, psikotik hallerde, madde bağımlılığı ve
    kötüye kullanımında düşüktür. Normalde fizyolojik canlılık, tehdide karşı savunma ile ilişkili olup stres ile ilgili
    hastalıklarda yükselen beta-2 dalgaları 16-24 Hz sıklığındadır.
    Beyninizi kendiniz programlayın NFB ile beyin dalgalarını değiştirmeyi bisiklete binmeyi öğrenmeye benzetebiliriz.
    İlk bindiğimizde dengeyi sağlamada zorlanır, bilinçli olarak dengemizi düzeltmeye çalışırız. Biz bunları yaparken
    vücudumuz bilincimiz dışında çeşitli dokunma ve hareketle ilgili kas ve sinir faaliyet bilgilerini beynimize yollar.
    Beyin bu bilinçdışı feedback’leri (geri bildirimleri) kullanarak iyi bir denge için gerekli programı yapar. İşte bu tür
    bir program “yazıldığında” bisiklete zorlanmadan ve bilincimizi kullanmadan bineriz ve bunu asla unutmayız.
    NFB ile neyi amaçlıyoruz? NFB’ten kimler yararlanabilir? NFB ile gevşeme ve dikkat etme kapasitemizi arttırmayı
    ve bunu aynen bisiklete binmek gibi, gerektiğinde otomatik olarak devreye sokmayı öğreniriz. Yukarda
    açıkladığımız beyin dalgaları NFB egzersizleri ile kişinin kendisi tarafından istenilen yönde değiştirilebilir. Örneğin,
    teta dalgaları azaltılırken beta dalgaları artırılarak kişinin daha dikkatli olması sağlanır. Bu egzersiz özellikle “dikkat
    eksikliği” gösteren çocuklarda başarılı olmaktadır.
    Aşırı hareketli çocuklarda da yine teta dalgaları azaltılırken SMR artırılmakta, aşırı hareketlilik denetim altına
    alınmaktadır. NFB’nin en çok kullanıldığı rahatsızlıklar: dikkat eksikliği ve hiperaktivite (aşırı hareketlilik), madde
    bağımlılığı ve madde kötüye kullanımı, mizaç bozuklukları (depresyon), kaygı ve panik halleri, obsesif-kompülsif
    bozukluk, migren ve epilepsi gibi durumlardır. Tedavide olduğu kadar üstün performans elde etmede de NFB
    Kullanıcı mesaj:Ankaraneurofeedback 2
    yöntemi kullanılmaktadır. Örneğin herhangi bir rahatsızlığı olmayan, ancak yaratıcılığın artırılması, iş yükü ile başa
    çıkmayı kolaylaştırma, sürdürülmesi gereken sıkıcı bir işte sebat etme, stresten daha kolay kurtulma, dikkat
    odaklanması istendiğinde çeşitli NFB protokolleri uygulanır. Öğrenciler, sporcular, dealerlar, satış sorumluları,
    pilotlar, brokerlar ile yapılan NFB egzersizleri ile olumlu sonuçlar alınmaktadır.
    NFB nasıl ve kimler tarafından uygulanıyor?
    NFB, diğer tüm biofeedback cihazlarında olduğu gibi tamamen güvenilir ve dünya standartlarına uygun cihazlarla
    gerçekleştirilmektedir. NFB sırasında yalnızca beyindeki elektriksel değişimler kaydedilmekte, hiçbir şekilde kişiye
    elektrik akımı veya zararlı bir uyaran verilmemektedir. Cihazlar pil ile çalıştığından elektriksel olarak güvenlidir.
    NFB’de kişinin kendi beyin ritimleri ayrıştırılmakta ve kişiye ilgisini çekecek görsel ve işitsel uyarılar şeklinde geri
    bildirilmektedir.
    NFB eğitimi sonuçlarının alınabilmesi için hangi ritimlerin baskılanacağı veya güçlendirileceğine veya ne tür bir
    beklentiye cevap verileceğine bağlı olarak eğitim seanslarının sayısı, aralıkları ve süresi değişebilmektedir. Ortalama
    olarak 40 seansta olumlu sonuçlar elde edilirken bazı özel durumlarda seanslar 80’i bulabilmektedir.
    NFB’in riski ve yan etkisi yoktur.
    Seanslar sırasında, hem kişi olay hakkında bilgilendirilmekte, hem de terapist o kişi için en uygun parameterleri
    seçerek ince ayarları yapıp, NFB seanslarının amaca en uygun şekilde gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.
    Herhangi bir ilaç kullanılmamaktadır, bu yüzden de herhangi bir yan etki sözkonusu değildir.
    NFB’in etkisi kalıcıdır.
    NFB’i üstün kılan temel özelliklerden bir tanesi de seanslar bitiminde elde edilen kazanımların, uzun süreli ve hatta
    tüm ömre yayılacak şekilde kalıcı olmasıdır.
    NFB’in olumlu etkisini kendiniz ve çevreniz gözlemleyebilir.
    NFB ile amaçlanan ve elde edilen kazanımlar hem kişinin kendi yaşamında gözlemlediği sübjektif deneyimleri ile
    hem de tarafımızdan gerçekleştirilen objektif testler ile değerlendirilmektedir.
    NFB, hangi bilim adamları tarafından uygulanmaktadır.
    Önümüzdeki yıllarda tüm gelişmiş ülkelerin eğitim programlarının doğal bir parçası haline gelecek olan NFB
    ülkemizde İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Elektrofizyoloji Laboratuarlarında Prof Dr Sacit
    KARAMÜRSEL,, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi FTR A.D,IREM SAĞLIK Prof Dr Erbil DURSUN
    Nöropsikiyatri Hastahenesinde Prof Dr M.Kemal ARIKAN,Prof Dr Oğuz TANRIDAĞ Prof Dr Nevzat TARHAN
    İstanbul Yaşam Sağlık Psikiyatrist Tanju SÜRMELİ Medi İstanbul Hastahanesi Nörolog Dr Güçlü ILDIZ ve
    KOCAELİ NFB TERAPİ MERKEZİ PSİKOLOG MELTEM KIRMIZI,ANKARA NEUROFEEDBACK
    MERKEZİ PSİKOLOG FURUZAN REZAZADEH tarafından uygulanmaktadır. Huzurlu ve sevgi dolu bir ortamda
    kişilerin gereksinimlerine göre ayarlanan ve uygulanan NFB programlarında kişinin alacağı eğitim hakkında ayrıntılı
    bilgi verilmekte ve kişinin kaydettiği ilerlemeler de kendisine iletilerek devamlı bir iletişim çemberi içinde istenen
    sonuçlara ulaşılmaktadır.
    Herkesin NFB’le kazanabileceği bir şey vardır. Performansı düşük beyinler NFB egzersizleri ile beyin ritimlerini
    eğiterek kendilerini geliştirebilirken, performansı zaten yüksek olanlar da daha iyiye doğru ilerleyebilirler KOCAELİ
    NFB TERAPİ MERKEZİ: ÖMERAĞA MAH FETHİYE CADDESİ TANAYDIN İŞ MERKEZİ NO 56 KAT 2
    DAİRE 14 KOCAELİ İLETİŞİM: 0262 323 43 53/ 0 507 703 12 42 http:/ / www. kocaelineurofeedback. com http:/ /
    www. ankaraneurofeedback. org

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 27 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: